Bir avuç çiçek kayıp düştü toprağa!
Vatan sağ olsun..."
Eminim ki hepinizin çok sevdiği, ne yazsa okurum dediği yazarlar vardır. Benim için de bu yazarlardan biri Sinan Akyüz'dür. Kendisi kalemiyle, kurgusuyla , duyguyu okura geçirebilmesiyle benim için vazgeçilmez yazarlardan biri. Son çıkan kitabını gördüğümde çok ama çok heyecanlanmış, okumak için sabırsızlanmıştım. Okuma grubumuzla okuyacağımızı öğrenince, hele bir de imzalı kitaplar elimize ulaşınca çok ama çok mutlu oldum.
#elvedaaşk konusuyla, kurgusuyla gerçekten ama gerçekten harika bir eser olmuş. Çanakkale'yi çok kişi anlattı daha da anlatılacak ama oradaki duyguyu okura verebilmek işte bu çok önemli. Ve Sinan Bey kesinlikle başarıyor bunu.
Yıl 1914... Savaşlardan yorgun bir millet... Ve o milletin pırıl pırıl gençlerinden dördü Yusuf, Süreya, Feyzi ve Hüsrev. Henüz 17 yaşında, daha ana kuzusu talebeler onlar. Tam ömürlerinin baharında patlayan Çanakkale Savaşı onların da hayatını alt üst etti. Vatan,millet bu haldeyken onlara durmak yakışır mıydı ki? Hem izci sözü vermemişler miydi gerekirse kanlarının son damlasını vatan uğruna feda etmeye? Öyle yaptı onlar da, gönğllü yazıldılar cepheye. Ve bir milletin istikbali olan gençler başak gibi biçildi Çanakkale'de.
"Geometri muallimi Bedros Efendi başını kaldırmadan yoklama almaya devam etti:
306 Hüsrev
Birden zaman durdu sanki. Bütün talebeler ağlıyordu. Bedros Efendi başını kaldırmadan tekrar sordu:
306 Hüsrev
İhsan ansızın ayağa fırladı ve hıçkırıklarının arasından var gücüyle haykırdı:
Şehit, cennet-i ala'da! "