“Ortaçağ Avrupası yüzyıllardır alacakaranlığın içindeymiş. Papazların hoşuna gitmeyen hiçbir fikrin ve insanın yaşama şansı yokmuş. Kadınlar cadı diye öldürülüyorlar, dogmalara karşı gelen herkes giyotinde ikiye ayrılıyormuş. Böylesi bir ortamda Martin Luther diye bir adam çıkmış ortaya. Kendisi de papaz olmasına rağmen kiliseye ve papazlara o âna kadar kralların dahi cesaret edemediği eleştiriler yöneltmiş, işbu tenkitlerini kâğıda dökerek kilisenin kapısına çivilemiş. Bundan sonra işler karışmış ve ne Hristiyanlık ne de Avrupa bir daha eskisi gibi olamamış.”
“İnsan dünyaya düştüğü andan itibaren kendisini arar ya, üstelik bulacağı şeyin kendisinden başka biri olduğunu bilerek. Ben o şeyi buldum. O, o işte.”