• 447 syf.
    ·438 günde·6/10
    Kitabı okudum,
    tavsiye ettiği birçok tedavi metodunu da uygulamışımdır.

    Kitapta doğru bilgiler var;
    başka geleneksel tıp kitaplarında da bazı tavsiyeleri tam tersi olarak yazıyor, ve bence bazı şeyler bu kitapta yanlış.

    Bu kitap yazarını tanıyan çok taassub ehli kimseyle tanıştım; biri hatta "o kadın ne derse doğrudur" gibi ipe sapa gelmez cümle kurdu da, içimden oha dedim.. Bunlara ne söylesen boş, kafalarının dikine gitsinler bakalım, taassubtan gözleri kör olmuş..

    Son baskına da bir göz attım; daha girişte "sarsılmaz bir mantıkla yazılmış olan.." bu kitap diye başlamış, önyazı olarak.
    Ne diyelim, o kadar hata var ki, nasıl sarsılmaz yazmışlar bir garip geliyor..
    --
    Bir kere kitapta şöyle bir tabir geçiyor, '.. demekki tedavi olmayıp sabretmek en mükemmel seçim, fakat sabredemeyenler içinde tedavi olmak caizdir.' buna benzer biryazı.

    Yahu caizdir felan yazılmışta, yerine göre tedavi olmak farz,
    dişim çürükse doktora gitmeyip şok geçirip öleyim mi?!
    Ya bir kere caizdir denmesi bir tuhaf; ve ne yani, doktora gitmezsek sabredememiş mi oluyoruz?! :)

    Böyle tuhaf şeyler kitapta az değil..
    Nasıl sarsılmaz bir mantıksa!! :D
    --
    Bu sonuçta bir geleneksel tıp kitabı, bunu okuduysanız başka geleneksel tıp kitapları da var, tavsiyem bir de onları okumanız,
    o zaman bu kitapta ki bazı bilgilerin çok ama çok yanlış olduğunu göreceksinizdir.

    O kitaplardan bazılarını yazayım;
    Marifetname (bedir yayınevi), çamlıca kitapevinden

    Daha da kitap vardır, aklıma şimdi bunlar geldi;
    --
    Ve bir de şu Açlık Meselesi;
    Peygamber Efendimiz'den sallallahu aleyhi vesellem'den örneklerde vererek açlığı tavsiye ediyorlar yanılmıyorsam, bir kere Peygamber Efendimiz'e 40 adam kuvveti verilmiştir, bu konu hakkında Mektubat kitabından alıntıladığım bir yazıyı aşağıya kopyalayacağım, sonuçta dînî bir mesele, ben söz sâhibi değilim dini konularda, aşağıda bu konu hakkında çok güzel bir açıklama var.

    Uzun süre aç kalmak aklı giderebiliyor, işte çalışırsan bu açlık işini nasıl yapacaksın; bu tek başına olacak bir iş gelmiyor bana.

    Açlıksa eğer, eylem amacıyla ölüm oruçları tutanlar var, haberlerden biliyoruz, bunların sonlarıda haber aldığıma göre sonunda çok iyi olmuyor; uzun açlıktan sonra çok iyi halde olmuyorlar.
    --
    Yâni, bu kitapta güzel bilgiler var (diş temizliği, giyim kuşam hakkında ki bilgilerden çok istifade ettim), fakat kendinizi kaptırıp, kendinize zarar vermeyiniz; bâzı bilgiler hakikaten çok yanlış..

    Yemek yenirken su içilemezmiş, bir iki yudum belki, o da çok dayanamazsan; iyi de, Marifetname'de farklı yazıyor, miden sıcaksa, sıcak tabiatlıysan yemeğin ortasında ve sonuna doğru içebilirsin..
    Yâni rahat ol yâ..

    --
    Daha da yazmaya gerek yoktur; başka bu tür kitapları da okuyup, orada ki bilgilerle bu kitapta ki bilgileri ölçüp, biçip, tartıp yolunuzu çizebilirsiniz.
    Bana göre P.tesi-Perşembe ve eyyâmı biyz ve bîd oruçları yeterlidir;
    bir de kaliteli ürün yemeye dikkat edersin, temizliğine dikkat edersin, hacamat olursun tamamdır..

    Yine de güzel bir kitap, fakat kendinizi kaptırmayınız:)
    İyi günler.

    --
    Mektubattan yapmak istediğim alıntı:

    - İmam-ı Rabbani, Mektubat, Cilt 1, 313. Mektub (biraz uzunca):
    -
    - “Süâl 2: Tarîkat-ı aliyye-i Nakşibendiyyede sünnete uyulur. Hâlbuki O Server “aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm” şaşılacak riyâzetler ve sıkıntılı açlıklar çekdi. Bu yolda ise, riyâzetleri yasak etmişlerdir. Hattâ riyâzetler, sûretlerin, görüntülerin keşflerine sebeb olduğu için, zararlı olduklarını bildirmişlerdir. Sünnete uymakda zarar bulunabileceğini düşünmek, şaşılacak birşey değil midir?
    -
    - Cevâb 2: Sevgili kardeşim! Riyâzetler çekmenin bu yolda yasak olduğunu yazıyorsunuz. Riyâzetlerin bu yolda zararlı bilindiğini nerede işitdiniz? Bu yolda, nisbeti hep korumak ve sünnet-i seniyyeye uymak “alâ sâhibihessalâtü vesselâmü vettehıyye” ve hâllerini örtmeğe çalışmak ve orta hâlli yaşamak ve yiyecekde, giyecekde ve herşeyde orta hâli gözetmek vardır. Bunların hepsi, riyâzât-i şâkka ve mücâhedât-i şedîdedir. Câhiller bunları riyâzet saymazlar. Mücâhede bilmezler. Bunlara göre, riyâzet ve mücâhede, yalnız açlık çekmekdir. Çok aç kalmağı pek kıymetli sanırlar. Çünki, hayvanlar gibi yaşayan bu kimseler, yimeğe, içmeğe çok önem verirler. Hep bunları düşünürler. Bunun için, yimemek, içmemek bunlara ağır riyâzet görünür ve sıkı mücâhede olur. Bu câhiller, nisbetin hep korunmasına ve sünnete uymağa “alâ sâhibihessalâtü vesselâmü vettehıyye” ve benzerlerine hiç kıymet vermezler. Bunun için, bunları yapmamağı çirkin görmezler. Yapmağa çalışmağı da riyâzetden saymazlar. Görülüyor ki, bu yolun büyüklerine, hâllerini örtmeğe çalışmak ve câhillerin kıymet verdikleri riyâzetleri yapmamak lâzımdır. Böyle riyâzetleri câhiller beğenirler. Aralarında yayılarak şöhrete ve âfete sebeb olur ve sonu kötü olur. Resûlullah,(Dinde ve dünyâda parmakla gösterilmesi, insana kötülük olarak yetişir. Bundan ancak Allahü teâlânın koruduğu kimse kurtulur) buyurdu.
    - Bu fakîre göre, uzun açlıklar çekmek, yimekde ve içmekde orta dereceyi gözetmekden çok dahâ kolaydır. Pek hafîf olur.
    - “Orta hâli gözetmek riyâzetinin, çok aç kalmak riyâzetinden dahâ üstün olduğu meydândadır. Yüksek babam “kuddise sirruh” buyurdu ki, (Sülûkü anlatan bir kitâbda görmüşdüm. Maksada kavuşmak için, yimekde, içmekde orta dereceyi gözetmek yetişir. Bunu gözetince ayrıca zikr ve fikr lâzım olmaz). Sözün doğrusu da budur. Yiyecekde, giyecekde ve her işde orta dereceyi gözetmek çok iyidir. Fârisî beyt tercemesi:
    - Ağzından taşacak kadar çok yime,
    - açlıkdan ölecek kadar az yime!
    - Hak teâlâ, Peygamberimize “aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm” kırk erkek kuvveti ihsân eylemişdir. Bu kuvveti ile ağır açlıklara dayanırdı. Eshâb-ı kirâm da, insanların en iyisinin sohbeti yardımı ile “aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâmü vettehıyye” bu yüke katlanırlardı.

    “Bu yüzden işlerinde ve çalışmalarında hiçbir bozukluk ve gevşeklik olmazdı. Aç iken muhârebede düşmana öyle güclü saldırdılar ki, tok olanlar bunun onda birini yapamazlardı. Bunun içindir ki, sabr eden yirmi kişi, ikiyüz kâfire gâlib gelirdi. Yüz kişi de, bin kişiye galebe çalardı. Eshâb-ı kirâmdan başkaları, öyle aç kalsalar, edebleri ve sünnetleri yapamaz olurlar. Belki çok olur ki, farzları yapamaz hâle gelirler. Gücü yok iken, bu işde Eshâb-ı kirâma benzemeğe kalkışmak, kendini sünnetleri ve farzları yapamıyacak hâle sokmak olur. İşitdiğimize göre, Ebû Bekr-i Sıddîk “radıyallahü anh” O Server gibi “aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm”, hergün oruc tutmak istedi. Za’îfledi, tâkati kalmadı. Birgün yere yıkıldı. O Server “aleyhi ve alâ âlihissalâtü vesselâm” buna üzülerek,(İçinizde benim gibi kim vardır? Rabbimin huzûrunda kalırım. Oradan yirim ve içerim) buyurdu. Görülüyor ki, gücü yetmediği şeyi yapmağa kalkışmak iyi değildir.
    Eshâb-ı kirâm, insanların en iyisi kadar “aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” açlığa dayanamadılar ise de, onun sohbetinin yardımı ile uzun açlıkların zararlarından korunmuş idiler. Başkaları, onlar gibi korunmuş değildirler.

    “Bunu şöyle açıklarız: Açlığın safâ verdiği, temizlediği meydânda birşeydir. Çok kimselerin [Sâlih olan mü’minlerin] kalbine safâ verir. Çoğunun da [Kâfirlerin ve dünyâya düşkün olan mü’minlerin] nefsine safâ verir. Kalbin safâ bulması, insanı doğru yola götürür ve nûrlandırır. [Âlem-i emrdeki nûrlar, feyzler, hidâyet hâsıl olur.] Nefsin safâsı, dalâlete sürükler ve zulmeti artdırır. [Nefs, âlem-i halkdan olduğu için, âlem-i halkdaki, bilinmiyen, gayb olan, gizli olan, çalınan şeyler, hastalıkların teşhîsi, tedâvîsi, cin ile tanışma gibi şeyler hâsıl olur. Böyle kâfir ve sapık kimseler, müslimânların îmânlarının bozulmasına sebeb olurlar.] Ahmak Eflâtun, nefsinin safâsına güvendi. Hayâline gelen görüntülere uydu. Bunları değerli birşey sanarak, kendini beğendi. Hazret-i Îsâ “alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm” Eflâtun zemânında Peygamber olmuşdu.

    “Rûhullah olan O yüce Peygambere inanmadı. (Biz gericilikden kurtulmuş kimseleriz. Bizi doğru yola götürecek öndere ihtiyâcımız yokdur) dedi. Eğer kalbini karartan safâsı olmasaydı, hayâlindeki sûretlere aldanmaz, se’âdete kavuşmakdan geri kalmazdı. Maksada ulaşmasına engel olmazlardı. Bu karanlık safâyı görerek, kendini nûrlu sandı. Bu safânın, nefs-i emmârenin ince kabuğundan içeri giremediğini, nefsinin eskisi gibi kirli, pis olduğunu anlıyamadı. Nefsinin ancak, şeker kaplanmış necâsete döndüğünü göremedi. Kalb böyle değildir. O, yaradılışda temizdir. Nûr ile doludur. Yalnız, karanlık nefse yakın olduğu için, üzeri kararmış, kirlenmişdir. Az bir tasfiye, temizlemek ile, üzerindeki pas giderek, eski hâline döner. Nûr ile dolar. Nefs ise, yaradılışda karanlıkdır, pisdir. Kalbin emri, idâresi altına girmedikce, dahâ doğrusu sünnete uymadıkca, islâmiyyete sarılmadıkca “alâ sâhibihessalâtü vesselâmü vettehıyye”, hattâ ve hattâ, ancak Allahü teâlânın ihsânına kavuşmadıkca, tezkiye bulamaz, içerden temizlenemez. Yaradılışındaki pislikden kurtulamaz. Se’âdete, iyiliğe eremez. Eflâtun, hiç aklı ermediği için, nefsinin safâsını, Îsâ aleyhisselâma inanan kalbin safâsı gibi sandı. O îmânlı kalbin sâhibi gibi, kendini de, nûrlu ve temiz gördü. Bunun için de, O yüce Peygambere “alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm” uymak ni’meti ile şereflenemedi. Sonsuz felâkete sürüklendi. Böyle belâya düşmekden Allahü teâlâya sığınırız!”

    “Açlığın böyle zararı da bulunduğu için, bu yolun büyükleri “kaddesallahü teâlâ esrârehüm” açlıkla riyâzet çekmek yolunu tutmamışlar, yimekde, içmekde, orta dereceyi gözetmek riyâzetine, tâm ortada kalmağa çalışmak mücâhedesine sarılmışlardır. Açlığın bu büyük tehlükesine düşmemek için, fâidelerinden de, vaz geçmişlerdir. Başkaları, açlığın fâidelerini düşünerek, zararlarını göremediler. Açlık çekmeği emr etmişlerdir. Aklı olanlar, bir zarardan kurtulabilmek için, birçok fâidelerin bırakılacağını söylemişlerdir. İslâm âlimlerinin, (Bir işin sünnet veyâ bid’at olduğu anlaşılamasa, bid’ati yapmamak, sünneti yapmakdan dahâ iyidir) sözleri de, akl sâhiblerinin bu sözlerine benzemekdedir. Çünki bu iş, bid’at ise zararlıdır. Sünnet ise, fâideleri vardır. Zararlı olabileceğini, önde tutmuşlar, bid’at olabileceği için bu işi yapmamalıdır buyurmuşlardır.
    Açlıkla riyâzet çekmek sünnetinin başka yoldan da zarar getirebileceği, şaşılacak birşey olmaz. Bu sözle demek istiyoruz ki, bu sünnet, yalnız Eshâb-ı kirâm için olabilir. O zemân için olması, çok ince ve örtülü bildirilmiş olduğu için, tesavvufcuların çoğu bunu anlıyamamış, kendileri de, böyle riyâzet yapmışlardır. Birçoğu ise, bunun o zemân için olduğunu anlıyarak, kendileri yapmamışlardır. Herşeyin doğrusunu ancak Allahü teâlâ bilir."
  • 143 Kitap, 2 Çizgi Roman, 27 Dergi

    2020 de daha çok olması temennilerimle mutlu yıllar.

    1.Kuş Kapanı&Dönüşüm-Stefan Zweig
    2.Görünmez Koleksiyon...-Stefan Zweig
    3.Hayatın Mucizeleri-Stefan Zweig
    4.Kaçak&Sahaf Mendel-Stefan Zweig
    5.Tatlı Rüyalar-Alper Canıgüz
    6.İncir Kuşları-Sinan Akyüz
    7.Ayışığı Kedisi-Ayşım Okudan
    8.Ölüme Terk Edilenler-Jane Casey
    9.Ölülerin Konuşmasına İzin Ver-J. Casey
    10.Amarant-Rachel Wade
    11.Kanadı Kırık Melek'in Kanadına Takılanlar-Rukiye Türeyen
    12.Şölen-Platon
    13.Gelincikler Nejla Bilgin
    14.Bir Köpeğin Araştırmaları-F. Kafka
    15.Bülbülü Öldürmek-Harper Lee
    16.Kleopatra'nın Gölgeleri-Emily Holeman
    17.Gökyüzünde Ay Yeryüzünde Feray-Akif Namal
    18.Deniz Katedrali-Ildefonso Falcones
    19.Ejderha Elfleri I-Bernhard Hennen
    20.Ejderha Elfleri I-Bernhard Hennen
    21.Anne Beni Bekleme-Hidayet Karakuş
    22.Yakılmamış Öyküler-Franz Kafka
    23.İtiraf-İskender Pala
    24.Karanlıktan Sonra-Haruki Murakami
    25.Udumun Tellerinde Hep O Kadın Hıçkırır -Hanife Uzun
    26.Lady Lazarus-Gülseli İnal
    27.Virata ya da Ölümsüz Bir Kardeşin Gözleri-Stefan Zweig
    28.Ölümcül Çareler-Donna Leon
    29.Bir Gün Beni Ağlayacaksın-Tunç İlkman
    30.Hayvan Çiftliği- George Orwell
    31.Günlük-Andre Gide
    32.Serenad-Zülfü Livaneli
    33.Güz Yangını-Zekeriya Çavuşoğlu
    34.Altın Gözlü Kız-Balzac
    35.Ateşe Uçan Pervaneler-K. Çeşmecioğlu
    36.Gelibolu Günlükleri-Jonothan King
    37.Utopıa-Thomas More
    38.Bütün Şiirleri-Edgar Allen Poe
    39.Kör Baykuş-Sadık Hidayet
    40.Rotterdamlı Erasmus-Stefan Zweig
    41.Hükümdar-Machiavelli
    42.İçimizdeki Şeytan-Sabahattin Ali
    43.Sumerki-Dmitry Glukhovsky
    44.Binbir Gece Masalları-Antoine Galland
    45.Korkuhikayeleri
    46.Kurtlarla Koşan Kadınlar-C.P. Estes
    47.Ben Bir Gürgen Dalıyım-H.A. Toptaş
    48.Diriliş Neslinin Amentüsü-S. Karakoç
    49.Düş Yolcusu-Ian McEwan
    50.Feniçka-Lou A. Salome
    51.Gitanjali İlahiler-R. Tagore
    52.Üzgün Kediler Gazeli-@haydarergulen
    53.Dubrovski-Aleksandr Puşkin
    54.Kardinal Napellus-Gustav Meyrink
    55.Yeni Atlantis-Francis Bacon
    56.projekitap En İyi Dostum Sensin
    57.Sergüzeşt-Samipaşazade Sezai
    58.Kökler, Yollar ve Yitik Benler-S. Tamaro
    59.Yanılsamalar Meyhanesi-Bekir S. Sezer
    60.Gölgeli Öyküler-Mehmet Berk Yaltırık
    61.Atatürk'ün Soy Kütüğü Üzerine Bir Çalışma-Burhan Göksel
    62.Atatürk-İpek Çalışlar
    63.Kedi Kafası-Neil Somerville
    64.Kedi ve Ölüm-Erhan Bener
    65.1984-George Orwell
    66.Gençlik Güzel Şey-Herman Hesse
    67.Uzak diyarlar, gidilmez kentler-T.Erdem
    68.Altıncı Koğuş-Anton Çehov
    69.Geniş Zamanlar-Ayşe Kulin
    70.Amak-ı Hayal-Filibeli Ahmed Hilmi
    71.Kör Döğüşü-Aziz Nesin
    72.Stuttgart Cücesi-E. Mörike
    73.Jeremy Poldark-Winston Graham
    74.Konstantinopolis'in Romanı-
    Gilles Martin-Chauffier
    75.Ormandaki Canavar-Henry James
    76.Barış Çöreği-Fakir Baykurt
    77.Renkli Günler-Yves Simenon
    78.Ölü Canlar-Gogol
    79.Kardeşimin Hikayesi-Zülfü Livaneli
    80.Hippi-Paulo Coelho
    81.Istrancalı Abdülharis Paşa-
    Mehmet Berk Yaltırık
    82.Kahvenin Hikâyesi-Stewart Lee Allen
    83.İbrani Masalları-Çeviri Servin Sarıyer
    84.Avuçlarıma Sığmıyor Yıldıızlar-Cahit Sıtkı Tarancı
    85.Körlük-José Saramago
    86.Görmek-José Saramago
    87.Kahvehane Hikâyeleri İstanbul 1898-Allan Ramsay, Cyrus Adler
    88.Bir Siyah Saçlı Kadının Gezi Notları-Buket Uzuner
    89.Öteki Dünyaya Yolculuğumun Sahici Hikâyesi-Immanuel Kant
    90.Ahmaklık Üzerine-Robert Musil
    91.Vejetaryen Düşünceler-Voltaire
    92.Nasıl Yazıyorsam Öyleyimdir-Bilge Karasu
    93.Yağ ve Mermer-Stephanie Storey
    94.Matmazel Noraliya'nın Koltuğu-P. Safa
    95.Başbakan'ın Krallığı-Süreyya Evren
    96.Minka Abla-Panait Istrati
    97.Hayaller ve Yollar-Panait Istrati
    98.Baragan'ın Dikenleri-Panait Istrati
    99.Mustafa Kemal Atatürk'ün İlk Aşkı Manatırlı Eleni-İnan Çetin
    100.Gece Uçuşu-Antoine de Saint Exupéry
    101.Antigone-Sophokles
    102.Sakın Oraya Gitme-Yekta Kopan
    103.İki şiirin Arasında-Yekta Kopan
    104.Cahil Filozof-Voltaire
    105.Son Mektuplar-Vincent van Gogh
    106.Gevezeler ve Meraklılar-Plutarkhos
    107.Mağara- José Saramago
    108.Atlas- Jorge Luis Borges
    109.Aziyade-Pierre Loti
    110.İdealist Öğretmen-Grigoriy Petrov
    111.Kum Koleksiyonu-Italo Calvino
    112.Kervan-W. Hauff
    113.Romanlar Üzerine Düşünceler-
    Marquis de Sade
    114.Memurlar Memurlar-Aziz Nesin
    115.Ne Kitapsız Ne Kedisiz-Bilge Karasu
    116.Sevgi Duvarı-Can Yücel
    117.Başıboş Bir Yolculuktan Notlar-F. Pessoa
    118.Aziz İstanbul-Yahya Kemal Beyatlı
    119.Şiirin Kızkardeşi Öykü-Buket Uzuner
    120.Yabani Elmalar-H.D. Thoreau
    121.Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı-A. de Musset
    122.Atatürk - Lord Kinross
    123.Atatürk'ün Kurduğu Kurumlar - Sami Çelik
    124.Aşkımız Eski Bir Roman - Ahmet Ümit
    125.İshak - Onat Kutlar
    126.Ademden Önce - Jack London
    127.Yaşlanmayı Bilmek - Cicero
    128.Bir Rehineye Mektup -
    Antoine de Saint-Exupéry
    129.Bir Kış Günü Öğleden Sonra-M. Duras
    130.Sevgili-Marguerite Duras
    131.Salon Köşelerinde-Saffeti Ziya
    132.Bir Gencin Dramı-Tolstoy
    133.Operadaki Hayalet-Gaston Leroux
    134.Ben, Kirke-Madeline Miller
    135.Yüzbaşının Kızı-Aleksandr Puşkin
    136.Bu Salı-Wolfgang Borchert
    137.Otobüsname-Fatma K. Barbarasoğlu
    138.Ateşten Gömlek-Halide Edip Adıvar
    139.Dünyanın Bütün Sabahları-
    Pascal Quignard
    140.Aşk Rüyası-Maksim Gorki
    141.Ninatta'nın Bileziği-Ahmet Ümit
    142.Agatha'nın Anahtarı-Ahmet Ümit
    143.Thérése Raquin-Emile Zola

    1-Maxi Zagor Sayı 9 ve 10
    2-Zagor Druidlerin Sırrı

    1_bavuldergi ocak 2019
    2_dergiot ocak 2019
    3_arkhedergisi 2017 özel sayı
    4_221bdergi ocak-şubat 2019
    5_lacivertdergi Ocak 2019
    6_sabitfikirdergisi Şubat 2019
    7_aktuelarkeoloji Ocak-Şubat 2019
    8_postoyku 27 Mart-Nisan 2019
    9_sabitfikirdergisi Mart 2019
    10_muhayyeldergi Mart 2019
    11_sabitfikirdergisi Nisan 2019
    12_aktuelarkeoloji Mart-Nisan 2019
    13_dergiot Nisan 2019
    14_muhayyeldergi Nisan 2019
    15_dergahdergisi Nisan 2019
    16_aktuelarkeoloji - Mart-Nisan 2019
    17_sabitfikirdergisi - Mayıs 2109
    18_aktuelarkeoloji Mayıs-Haziran sayısı
    19_muhayyeldergi 13
    20_dergiot Haziran sayısı
    21_Post Öykü Eylül-Ekim 2019
    22_Sabitfikir Ekim 2019
    23_Natioal Geographic Ekim 2019
    24_Bütün Dünya Ekim 2019
    25_sabitfikirdergisi sayı 105 - Kasım 2109
    26_bütündünyadergisi - Kasım 2019
    27_lacivertdergi - Kasım 2019
  • --- Aldanmak aptallık değildir.

    Aldanmayacağını "SANMAK "
    ---------------aptallıktır....

    ----P. Safa
  • İnsan bir makina adam ve bir otomat değil, kabiliyetlerinin serbestçe gelişmesine her yaşta ve her meslekte imkân verilen mânevî bir şahsiyettir.
  • ".. bir hissin hakkından ancak başka bir his gelir.. Ümitsiz bir aşkın panzehiri nefrettir..” P.Safa
  • Bu masum iştiyakla en güzel tasavvurlarımın icrasıni tehir ettiğim çok olmuştur. Yarını bugünden daima daha müsait farzetmekten doğan bu masumiyetin cezası o işin asla yapılamamasıdır.

    Yaşadıkça anlarız ki, o gün gelmez. Her gün muhtevası itibarıyla değil, mücadelesinin şartı itibarıyla başka herhangi bir günden farksızdır; kısadır, maddi alâkalarla doludur beş duygumuzdan şuurumuzun tâ dibine kadar başımız, düşünmek istediği mevzuun dışında sayısız tesirlerle karşılaşır, dışarıdan ve içeriden hiç ummadığı intibalann ve hatıraların kasdine, baskınına ve taarruzuna hedeftir, çünkü hayat bütün bu tesirlerin manzumesi dir. Aradığımız huzur ve şükün, ancak bizim olmadığımız yerde, yoklukta vardır. '

    Yaşadıkça anlarız ki ne yapmak istiyorsak, ne yapabileceksek şimdiden başlamalıyız. Ancak şimdiye hâkimiz. Hayat birbirinin peşi sıra geçen şimdilerin yekünudur. Her kaybolan şimdi bir daha gelmemek üzere geçi'p gitmiştir ve şimdiyi anlamayan hayatı anlamaz. "Şimdilik durmak" değil, "şimdiden başlamak."
  • -Neden sana yetemiyorum Meral.
    -Sende engin bir ruh var Samim lakin ben genç ve güzel bir kızım.Genç ve güzel kadınlar bütün imkanlara eşit mesafelerin buluştuğu bir noktaya sahip olan adamları isterler.
    Senin kapıların saf bir aşka yakın lakin bu dünyanın konforuna çok uzaksın.