Eller sadece alıcı değil, taşıyıcıdır da. Bir kişinin eli sıkıldığında bir mesaj gönderilir. Bu mesaj genellikle baskıyla, şiddetle, süreyle ve deri ısısıyla bilinç dışı olarak iletilir. Bilinçli ya da bilinç dışı olarak kötülük düşünen kişilerin, diğerinin psişik ruhsal bedeninde delikler açılıyormuş gibi hissettiren dokunuşları vardır. Diğer psikolojik kutupta, bir kişiye uzanan eller yatıştırabilir, rahatlatabilir, acıyı giderebilir ve iyileştirebilir.
Kimi zaman bir kadın şöyle der "ağlamaktan hasta düştüm, yoruldum, durdurmak istiyorum." Oysa gözyaşlarını yapan onun ruhudur ve bu gözyaşları onun koruyucusudur. O halde ihtiyaç zamanı bitene kadar devam etmelidir. Bazı kadınlar ağladıklarında bedenlerinin ürettiği su miktarına şaşırırlar. Bu sonsuza kadar sürmez ve ruhun bilgece kendini dışa vurması ile birlikte sona erer.
Lao-Tzu şöyle der: "Birden iki çıkar, ikiden üç. Üçten de onbin çıkar." Herhangi bir şeyin "üç " kuvvetine (yani, dönüştürücü momente) yaklaşırken, atomlar sıçrar ve bir zamanlar tembelliğin olduğu yerde artık hareket görülür.
Kadının yaptığı kötü pazarlık, sürekli sevilmek amacıyla asla hayır dememekti. Kendi psişesinin yok edicisi ona "yeter artık" diyen içgüdülerini terk etmesi halinde, sevilme altını sunuyordu.
Bir kadın ne zaman evet ne zaman hayır diyeceğini söyleyen içgüdülerini teslim ettiğinde; icgorusunden, sezgisinden ve diğer vahşi özelliklerinden vazgeçtiğinde, altın vaat eden, ama sonunda keder veren durumlar içinde bulur kendini.