“Ben üniversite öğretim üyesiydim ve insan psikolojisi uzmanlık alanımdı ama üç çocuğumdan hiç biriyle göz hizasına inerek konuştuğumu hatırlamıyordum. Kendime kızdım; sonra kendime kızmaktan vazgeçtim, beni yetiştirenlere kızdım. Daha sonra onlara kızmaktan da vazgeçtim, onları yetiştirenlere kızdım. Sonra onlara kızmaktan da vazgeçtim ve bütün nesilleri yetiştiren kültür ortamına kızdım. Daha sonra kimseye kızamayacağımı anlayarak oradaki öğrenme fırsatından yararlanmaya karar verdim. “
“Ben değerliyim!” duygusu küçükken ailede verilir. Küçükken hamuru bu duyguyla yoğrulan kişi, ileride kolay kolay aşağılık duygusuna kapılmaz; çünkü mayası sağlamdır. Bu nedenle çocuk büyütürken anne ve babaların çocuklarına, “Sen değerlisin” ,mesajını vermeye dikkat etmeleri, buna özen göstermeleri gerekir.”
“Aşırı sosyalleşen insanlar; dışarıdan bakıldığında başkalarını rahatsız etmeyen, aranan, ‘hoş’ insanlar gibi görünseler de aslında yaşamlarını, “Başkaları ne der?”e göre düzenleyen ve bunun doğal sonucu olarak özlerinden koparak kendilerine
yabancılaşmış insanlardır .”
“Zamanla çocuklar da yetişkinler gibi’ ütülü yüzler ‘göstermeyi öğrenir. Bu sürecin adına ‘sosyalleşme ‘denir. Sosyalleşme ile çocuk, içinde yetiştiği kültürün beklentilerini öğrenmeye ve o beklentiler doğrultusunda davranmaya başlar. Yetişkinlik çağına gelince artık o da ne zaman hangi ‘münasip yüzün ‘kullanılacağını bilir hale gelir. “