“Dinlemeyi öğreniyordu en başta, sessiz bir yürekle, bekleyen, dışı açık bir ruhla, içinde tutkulara, isteklere kulak vermeyi öğreniyor, yargılara, görüş ve düşüncelere yer vermeden .”
“Aynı zamanda hem sevip hem aşağıladığı insanların çocuksu ya da hayvansal bir yaşam sürdüğünü görüyordu. Çalışıp dididiğini görüyordu onların; karşılığında ödedikleri ücrete hiç de değmeyecek nesneler uğrunda, para pul, küçük hazlar, küçük payeler uğrunda acı çektiklerini, saçlarını ağarttıklarını görüyor, birbirlerine veriştirip hakaretler yağdırdıklarını, bir Samana’nın gülüp geçtiği ıstıraplardan dolayı ah vah ettiklerini, bir Samana’nın hiç duyumsamadığı yokluk ve yoksunluklardan etkilendiklerini görüyordu .”
“ Peki ama, nedir senin öğretilerden ve öğretmenlerden öğrenmek istediğin ve sana öğretmenlik edenlerin bir türlü sana öğretemediği ?”Ve şu yanıtı verdi soruya: “Hikmetini ve iç yüzünü öğrenmek istediğim şey, Ben’di. Kurtulmak, alt etmek istediğim şey Ben’di. Ama alt edemedim, sadece yanılttım, sadece kaçtım ondan ,sadece saklanıp gizlendim. Doğrusu, dünyada benim bu Ben’im kadar, bu yaşıyor olduğum, başkaları gibi ve başkalarından ayrı biri olduğum, Siddharta olduğuö bilmecesi kadar kafamı başka hiçbir şey kurcalamadı. Ve dünyada kendim kadar, Siddharta kadar az bildiğin başka hiçbir şey yok!”