b

b
@papillio
çünkü kişi, hiç olduğu değil, hep olmak istediği. psikoloji
"Kişi vermelidir, çünkü vermek acı çekmektir, onlara göre vermenin erdemi, bir şey uğruna özveriyi kabullenmekte yatmaktadır. Onlar için vermenin almaktan daha iyi olduğu duygusu, yoksun olma acısının alma sevincinden daha iyi olduğu anlamına gelmektedir."
Sayfa 32·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Kişiliği gelişmemiş, yönelimleri hep banacı, sömürücü ya da istifçiliğin ötesine geçmemiş bir kişi sevme edinimini böyle anlar, Bezirgan kişilikli biri, karşılığında bir şey alarak vermeye hazırdır, ona göre bir şey almadan vermek kandırılmaktır. Ama yönelimi üretici olmayan kişi verme sonucu yoksullaşma duygusuna kapılır."
Sayfa 32·Kitabı okudu
"Haset, kıskançlık, hırs, her çeşit açlık, bunların tümü tutkudur. Sevme ise zorlama olmadan sadece özgür olunduğunda yaşanabilen, insan gücünü somutlayan bir eylemdir. Sevmek bir eylemdir edilgen bir duygu değil. Bir şeyin «içinde olmaktır» bir şeye «kapılmak» değil. En genel biçimiyle sevmenin etken yapısı, sevmenin almak değil öncelikle vermek olduğu biçiminde tanımlanabilir."
"Spinoza, tavırlar arasında, etken ve edilgen tavırlar olarak «eylemler» ve «tutkular» biçiminde ayırım yapar. Etken tavır uygulamasında, kişi özgürdür. Kendi eyleminin efendisidir. Edilgen tavır uygulamasında ise kişi kullanılmaktadır, kendisinin bile fark edemediği bir dürtünün nesnesi durumundadır. Böylece Spinoza erdemle gücün bir ve aynı olduğu yargısına varmıştır."
"Birey üç, dört yaşlarında uyum gösterme düzenine katılır ve o andan sonra sürüyle olan ilişkisi hiç kesintiye uğramaz. Hatla kişiyi bekleyen son büyük toplumsal işinde, cenaze töreninde bile bu uyum düzenine sıkı bir bağlılık vardır."
Sayfa 24·Kitabı okudu
Alıntı