Enmor Atman, bir alıntı ekledi.
14 May 22:44 · İnceledi

Auguste Rodin The Kiss
Ey şehvet, ey cehennem
Ey haz, ey aşk,
Sen ki doyurulamazsın
Göklerin derinliklerinden
Beni çekip aldın,
Ve aşağılara fırlattın
Yeryüzüne toz toprak içine attın:
Şimdi prangalı mahkûmum burada.
~ Schopenhauer

Schopenhauer Paradokslar Üzerinde Raks, Senail Özkan (Sayfa 106)Schopenhauer Paradokslar Üzerinde Raks, Senail Özkan (Sayfa 106)
onyuzmilyonkitapp, Uzunyuva'da Uyanış'ı inceledi.
26 Nis 22:14 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Arkeoloji,bilim,felsefe,gizem,inanç,gerçek,kurgu
Polisiye gerilim daha ne diyim bu kitap için
Simulasyon makinasına girmişimde zamandaki kırılmalar paradokslar içinde kaybolmuşum gibi

Mavi Kelebek, bir alıntı ekledi.
24 Nis 20:36

Elmastan
Ebediliğe dair
Paradokslar devşiren
Arzulu reddiyle değişmezliğe
Protestosuyla sonsuzluğa iştihalı
Gerçekte
Hep ebediliğe vurgun, hep ebediliğe aç...

Leyla ile Mecnun, Sezai KarakoçLeyla ile Mecnun, Sezai Karakoç
Enmor Atman, bir alıntı ekledi.
13 Nis 09:45 · İnceledi

Hiçlik, yokluk, fânilik her zaman bir son değildir. Ölüm, siyah veya beyaz renklere bürünebilir; Heidegger'in dediği gibi ölüm bazen bir kırılma, bir yıkılış, yok oluş olduğu gibi bazen de ''varlık'ın aşikâr olması'nı (Gebirg des Seins), açığa çıkarmasını, kurtuluşu müjdeleyebilir. İyi bakılırsa hayatın köklerinin ölümün derinliklerinde olduğu kolayca görülecektir.

Schopenhauer Paradokslar Üzerinde Raks, Senail Özkan (Sayfa 69 - E-pub /Pdf)Schopenhauer Paradokslar Üzerinde Raks, Senail Özkan (Sayfa 69 - E-pub /Pdf)

Okuyucu üzerine
O, ızdırap dolu yoksunluk kokan sayfalarda kaybolmuş, bir o kadar yoksul ve fakirlik dolu hayatlarında edebi yaşam üzerine tefekkür etmiş düşünürleri kendince yorumlayanlar; melankolinin ne olduğuna iştirak edemeyen budala kafalar, ne duygusal bir zemin bilirler, ne de içten bir okuyucudurlar. Azameti bilmezler aile parası ile kitaplar ile odalarını süslerler. Sürünün içine karışmış birey süslenip, arkadaş gezmelerinde veyahut iş ilişkilerinde, gerzek ve aptallığından ödün vermeksizin; her gün aynı halleri tekrar edip, yoğun bir yalnızlık çektiğini var saymaktadır. Hiçbir insan gerçekte yalnız değildir! Bu ölüm vuku bulduğunda herkesin yalnız öleceği gerçeğini değiştirmez. Her okur kokuşmuş bir okuyucudur.

Felsefe ve edebiyat okumak dudak büzüp surat asmak ile hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. Dolayısıyla, oksimoron bir toplumu göz önünde bulundurarak; her beğenin paha-biçilmez alıcısı olduğu, o sözün bir gerçekliğinin yıllarca üzerinde düşünüldüğünü, okuyucu o an okumuş olduğu kitapta buna asla vakıf olamaz. Zira söz ettiğim kitle bunu beğenmekte olup, tahsilli ucubelerden süre geliyor. Sözüne ettiğim kitle daha biyolojik olarak gerçekte, salgı bezleri bile çocuk oluşuna işaret ederken, iki filozof ve edebi dünyaya mal olmuş eseri okurken, hemen bir karamsarlık duygu yoğunluğu yaşadığını sanıyor. Dolayısıyla, okurların günümüzde sarıldığı kitaplar, içtenliği bakımından içi boş dahi denilemeyecek düzeydedir. Bugün bir kuruşunuz eksik ise eğer, kitap elde etmenizin imkanı yoktur. Sertifika ile felsefe öğretmenliğine soyunanlar mı, yoksa bilindik sitelerden Aforizmalar ile kişiliğinin sözlerini arayanlar, aynı savlarda yüzen birbirlerine yabancı olmayanlardır.
Popülist kültürün dizayn ettiği okurlar, kitap tahsis ederek; nüsharın en güzeline kavuşuyormuş hissi uyandırarak kendini tatmin etmesinden başka bir şey değildir. Nitekim kütüphane gezmeyerek arkadaş tavsiyesi ile felsefeye nereden başlanır, söz gelimi: bana kitap tavsiye eder misin! Sözleri vuku buluyor. Gerçekte hiçbir şeye vakıf olamayacağımız gibi, okuyacağımız şeylerde kısıtlı oluyor. Söz etmek istediğim bir konu sıfatı dahi taşımıyor. Sırf bu alıntının üzerine değinmek istedim.

Kafa tasının üzerine çivi çakıyormuşcasına; şu sözlere ver bırakıyorum...

(O, felsefeyi inanılmaz bir sevgi, ihtiras ve samimiyetle yapmıştır. Tefekkür konusunda olabildiğince rasyonel ve radikaldir, ama bununla birlikte duygusal ve samimidir. Hayatının sonuna doğru bir arkadaşına şöyle der:

''Bir felsefe, sayfalar arasında gözyaşı dökülmüyorsa iç çekip ağlanmıyorsa, dişlerini sıkma, öfkelenme yoksa genel olarak karşılıklı öldürücü vurulmanın korkunç gümbürtüsü duyulmuyorsa o felsefe, felsefe değildir.'' ~ Schopenhauer)

Sözü edilen arkadaşı ve yakın dostu Julius Frauenstädt olabileceğini düşünmüyor değilim.

İklim, bir alıntı ekledi.
09 Nis 23:28 · 7/10 puan

“Hayat paradokslar yumağı değilse ne? Akıl ve beden arasındaki bu arsız uçurum onun en tipik göstergesi değil mi? İçimizde büyüyen bir tümörü neden hemen görmüyor ki?”

Kitap-lık Sayı: 196, Kolektif (Sayfa 86 - Şenay Eroğlu Aksoy)Kitap-lık Sayı: 196, Kolektif (Sayfa 86 - Şenay Eroğlu Aksoy)
Peter Bornemann, bir alıntı ekledi.
04 Nis 23:41 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Ebu Cehil Kemal Tahir hk.
Kemal Tahir, doğruluğu herkesçe kabul edilen kimi tarihsel olaylar üzerine, belgelerle kanıtlanmamış birtakım ters yorumlar, aykırı düşünceler (paradokslar) ileriye sürmekten hoşlanır.

Türk Edebiyatında Hikaye ve Roman 3, Cevdet KudretTürk Edebiyatında Hikaye ve Roman 3, Cevdet Kudret