Berkî

Muhammed Mustafa'nın ﷺ askerleriyiz.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kınama. Dua et.
İmam Râzî rahmetullahi aleyh buyurdu ki: Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Şüphesiz sizin veliniz Allah’tır.” Yani koruyucunuz ve yardımcınız O’dur. “ve Resûlü ve iman edenlerdir.” Sonra Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kişi, sevdiği ile beraberdir.” Her Müslüman Allah’ı sever. O halde bu hadis hükmünce, Müslümanın daima Allah’ın korumasıyla birlikte olması gerekir; çünkü o Allah’ı sevmiştir. Öyleyse Allah’ın koruması, Allah onun velisi, koruyucusu ve yardımcısı olduğu halde, nasıl olur da ondan ayrılır? Bu ayet, sahâbenin bizi sevdiğine delalet eder. Çünkü Allah Teâlâ, müminleri bizim velilerimiz kılmıştır. Nitekim O’nun şu sözünde buyurulduğu gibi: “Şüphesiz sizin veliniz Allah, Resûlü ve iman edenlerdir ki, onlar namazı dosdoğru kılarlar…” (el-Mâide 55) Sonra Allah bunu şu sözüyle pekiştirmiştir: “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir.” (et-Tevbe 71) Bundan sonra da sahabeyi sevmemiz gerektiğini emretmiştir. Nitekim şu ayette buyurduğu üzere: “İslâm’da öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle tabi olanlar var ya, Allah onlardan razı olmuştur; onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah onlara, altlarından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır.” (et-Tevbe 100) O halde bu iki ayetin toplamından sabit oldu ki, bizimle sahâbe arasında bir sevgi vardır. Ve seven, sevgilisinin azaba uğramasına razı olmaz. Bu söz, şu mânâya gelir: Sahâbenin çoğu, tâbiîn ve müminlerin selefi, müminlerin günahlarına şefaatçi olacaklardır. ‘Acâibu’l-Kur’ân
İmam Râzî ‘Acâibu’l-Kur’ân’da şöyle buyurmuştur: “Zikirlerin en faziletlilerinden biri “Lâ ilâhe illallâh”tır. Çünkü düşman da dost da başlarına bir musibet geldiğinde bu zikre yönelmişlerdir. Firavun boğulma anına yaklaştığında: “İman ettim ki, İsrailoğullarının iman ettiğinden başka hiçbir ilâh yoktur.” (Yûnus 90) demiş; Yûnus ise “Derin karanlıklar içinde ‘Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim; gerçekten ben zalimlerden oldum’ diye dua etti.” (Enbiyâ 87)
hanım yok haticem kübram yok tat yok tuz yok kaldım evde yalauz