Milena Jesenska

Siz diyorsunuz ben enflasyonu düşürüyorum, büyük bir marifet değil bu. Bugün Türkiye de hemen hemen yapılan bu. Halbuki üretimi artırarak, verimliliği artırarak, milli geliri artıra­rak, insanların paylaşabileceği bir milli hasıla ortaya koyarak bunu adaletli paylaştırarak, gelir dağılımını düzelterek, ülke kaynaklarını rasyonel kullanımını sağlayarak ekonomide makro den­geleri kurarak, bilgi çağına girdiğimiz bu dönemde bilgiyi kullanarak, dışarıya daha çok mal çıkararak, içeriye daha çok para sokarak ve borçlarınızı azaltarak ya da makul şekilde uzun vadeye yayarak yani üreten bir ekonomiyle çok üreten, ürettiğini adaletle paylaştıran, hareketli, verimli bir ekonominin içinde enflasyonu düşüre­bilmek marifettir.
Reklam
gençliğim dedim ver dediler, istikbalim dedim yok dediler, kanım dedim dök dediler, canım dedim milletin dediler, sevdim suçtur dediler, ve çığlıkla yarıldı karanlık, sevgimi çarmıha gerdiler.
İnsan ve Duygular
Türkiye 'yi paylaşamadık ama 2.5 metrekarelik hücreyi pay­laştık, sağcısı solcusu. Okullarımızı mahalleleri­mizi şehirlerimizi birbirimizden kıskandık. Birbirimizi Türkiye'den kıskandık, birbirimizi Türkiye'den sürmek istedik, ama süremedik. Sonuçta 2.5 metrekarelik hücrede beraber yaşa­maya mecbur olduk.
Düşünce
Sizin örnek aldığınız dava adamı var mı? Hiç şüphesiz en büyük dava adamı bir defa peygamber efendimiz (s.a.v) yani o da bir dava adamıdır. Ona ne demişler sana Mekke'nin emir­liğini verelim, en güzel kızlarını verelim, sana imkanlar verelim. Hayır bana bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz ben davamın peşindeyim demiş. O kendine göre almış olduğu bir misyonu var ve gereğini yapmıştır.
Dava adamı deyince insanların tabii seçmiş olduğu davalarına göre de değişir. Mesela mafyacınında davası piyasaya hakim olmak, oradan bir güç elde etmek o gücüyle bir kudret sahibi olarak tahakküm etmek işte haraç kesmek. Öbür taraftan bir Marksistin davası vardır, bir ülkücü­ nün davası vardır, yani ticaretle uğraşanın da bir davası vardır. Onunda kendine göre değer ettiği bir şey vardır. Dolayısıyla neyi yapmanız önemli niçin bir fedakarlık yapacaksınız. Kimileri kendi kişisel geleceklerini düşünerek ya da hırslarını dava edinerek hırslarını gaye edinerek hareket edebilirler. Ama idealistler genellikle kendilerinin ötesinde bir şeyler düşünürler, idealist olup da idealist kalabilmek çok zor bir şey. Bugün Türkiye'de idealist olmak Türkiye'de enayilik olarak görülüyor. İdealist kalabilmek de çok zor gözüküyor. Neden çünkü Ben duygusu öne geçmiştir, benim çıkarım, benim menfaatim, bana ne verilecek, ne düşecek, benim payın ne olacak anlayışı her şeyin üstüne çıkmıştır. Bu çağda şimdi benim ötemde bir şey arıyorum diyene biraz garip bakıyorlar. Halbuki idealist insanlar çoğu zaman türlü kahramanlıklar yaparlar, kendi­lerini aşarlar, zaman zaman ailelerini hürriyetleri­ni istikballerini feda ederler.