Ne zaman bir yere veda etsem, bir parçamı geride bırakmış gibi oluyorum. Ama işte ister Marco Polo gibi dünyayı gezelim ister beşikten mezara aynı eve kazık çakalım, hepimiz için hayat doğum ve ölümler dizisi demek. Başlangıçlar ve sonlar. Bir anın doğması için bir önceki anın ölmesi gerekir. Yeni bir 'ben' için eski benin kuruyup solması gerektiği gibi
Başkalarının ne düşündüğüne fazla kafa yoruyorsun. Ama bilsen ki başkalarından kabul ve hürmet görmeyi ne kadar çok arzu edersen, onların tenkit ve dedikodularına o kadar takılırsın.
Pek çok insan için tevekkül etmek, pasif kalmak demek; halbuki tam tersine. Tevekkül, kabulün ve uyumun getirdiği som bir huzur halidir. Kainatta değiştiremeyeceğimiz, tam anlamıyla vakıf olamayacağımız haller arz edebilir. Bu haller de dahil, tüm var oluşa aşkla yaklaşmak mümkün. En azından deneyebiliriz. Rumi aşkın hayatın can suyu olduğuna inanırdı. Öyleyse eğer, tek bir katresi bile heba olmamalı.
Sizin içine girmeye korktuğunuz suda ben can buluyorum. Zira sizin aksinize ben yüzebiliyorum. Benim meskenim ummanlar. Benimleyseniz, siz de ummana dalın. Yok değilseniz, karışmayın ve kümesinizde kalın.