Grove başlarda bu tuhaf davranışları travma sonra stresin bilinçaltını radyo sinyali gibi bozuyor olmasına verdi. Ama küçük işaretleri ve göstergeleri tanıdıkça o gece öldüğü sırada Splet'in içinden çıkan şeyin --Maura'ın gözlerinde küçük mandalalar gibi yansıyan şeyin --Maura'yı da enfekte etmiş olduğunu fark etti.
Sayfa 346
Sanırım 3 harfli:)
Splet'in parçalanmış cesedinden yükselen siyah duman lekesi son nefesini vermiş bir mum gibi duruyordu. Zehirli, siyah bir ektoplazma havada yükselerek karanlık gökyüzünde kaybolmuştu. Bu dünyaya ait olmayan bir şey.
Sayfa 345
Reklam
Maura'nın çığlığı çok daha çaresiz bir şeye dönüştü. Göz çukurları boş, kanlı olan bir cesede bakıyordu. Splet'in bıçağı tutan eli açıldı, sonra da kucağına düştü. Ama daha kötüsü --çok daha kötüsü --bu berbat göz çukurlardan hâlâ bir şey çıkıyor olmasıydı. Bir şey Maura'ya bakıyordu. Tam o sırada Grove'un .44magnumu kükreyerek havayı sarstı... ....ve Splet'in kafası parçalandı.
Sayfa 340
Splet bıçağı diğer gözüne bastırdı. Bıçak göz sinirlerini deldiği, Splet'in parçalanmış beyin gözünde alevli resimleri yarattığı, acı ve akıl hastalığı dolu bütün sinapsları yok ettiği sırada kanlar fışkırdı.
Sayfa 339
Splet bıçağı sol gözüne batırdığı, korneasını yumurta beyazı gibi deldiği, sonra da irisine batırdığı sırada titredi. Bıçağın ucu lensi geçti, en sonunda da camsı kısmı deldi. Çukurdan pembe bir madde aktı, bıçağın kabzasından damlayarak Splet'in kolunu kapladı. Adamı vücudu titredi ve mısır saplarına doğru irkilerek kan dondurucu çatırdama da sesleri çıkardı. Maura çığlık attı.
Sayfa 339
"Yapacağım," dedi Splet ciğerlerinden çıkan tuhaf, anlamsız bir sesle. Bu Splet'in esas sesiydi --kibar, zayıf bir iniltiydi-- beraberinde canavarın göz çukurlarından bakan keder dolu gözler belirdi, insanlığın saf, nihai yozlaşması bir anlığına gözlerinde parladı. "Beni izle." Maura izledi. Splet bıçağı kaldırıp kendi gözüne sapladı.
Sayfa 338
Reklam
Reklam