Hikmet-i dünyâ vü mâfîhâ bilen ârif değil.
Ârif oldur bilmeye dünyâ vü mâfîhâ nedir.
Dünya ve içindekilerin hikmetini bilen değildir bilge.
Bilge o kişidir ki dünyayı da, içindekileri de bilmeye.
Fuzûlî
*
Sokrates'in şöyle dediği anlatılır:
"Gençken her şeyi bildiğimi zannederdim. Biraz olgunlaştığımda bir o kadar şeyi de bilmediğimi anladım. Biraz daha yaşlandığımda şaşkınlığa düştüm çünkü gençken daha çok şey bildiğimi ve bildiğim şeylerin gitgide azaldığını fark ettim." Ve sonunda ölümünden hemen önce de "Hiçbir şey bilmiyorum," dedi.
Yunanistan'da, Delphi'de bir tapınak vardı. Bu tapınakta trans halinde kehanetlerde bulunan bir kâhin yaşardı. Sokrates'in "Hiçbir şey bilmiyorum" dediği gün Delphi'deki bu kâhin Sokrates'in dünyadaki en bilge kişi olduğunu söyledi.
Atina'dan gelenler kâhini duyduktan sonra telaşla geri gelip Sokrates'e haber vermek istediler. Çünkü bu kâhin böyle bir onuru daha önce kimseye vermemişti. Dünyadaki en bilge insan... Bu Sokrates'e söylendiği zaman o sadece güldü ve "Ben gerçekten öyleydim. Çok genç ve kibirliydim. Çok egoisttim. Ama şimdi hiçbir şey bilmiyorum," dedi.
İnsanlar "Bu kâhin asla yanılmadı," diye ısrar ettiler. Delphi'ye geri dönüp "Bu sefer yanıldın. Sokrates'in kendisi bile bunu inkâr etti. O hiçbir şey bilmediğini söylüyor," dediler.
Kâhin güldü ve "Tam da bu nedenle onu dünyadaki en bilge insan ilan ettim. Sadece dünyadaki en bilge adam hiçbir şey bilmediğini ilan edecek kadar cesur, masum ve mütevazı olabilir," dedi.
Büyük Düşünürlerle Buluşmalar: Sokrates, OSHO
*
Öyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedir;
Ben kimim, sâki olan kimdir, mey ü sahbâ nedir?
Öyle sermestim ki, idrak edemem dünya nedir;
Yaşam bütün kusurlarıyla güzeldir. Hiçbir şey mükemmel değil. Sana söylüyorum: Tanrı bile kusursuz değil, çünkü Tanrı mükemmel olsaydı, Tanrı'nın ölü olduğunu söyleyen Friedrich Nietzche haklı olurdu. Kusursuzluk ölüm demektir! Mükemmellik daha başka bir ilerleme olasılığı yok demektir. Mükemmellik artık herşey bitmiş demektir. Eksiklik büyümenin mümkün olduğunu gösterir. Eksiklik yeni alanların, yeni coşkuların ve maceranın heyecanı demektir. Eksiklik canlı olduğunu, yaşamın devam edeceğini gösterir.
Korkularına git.
Yavaşça gir ki derinliğini keşfedebileşin.
Ve bazen, çok derin olmadığını göreceksin.
Bir Zen hikâyesi şöyle anlatır:
Gece yürüyen bir adamın ayağı kayar ve adam taşlı bir yoldan düşer. Metrelerce aşağı düşmekten korkar, çünkü yolun kenarının çok derin bir vadiye uzandığını biliyor dur. O da kenarda sarkan bir dala tutunur. Gecenin karanlığında, altında görebildiği tek şey, dipsiz bir uçu rumdur. Bağırır ve tek duyduğu kendi sesinin yankısı olur.
Onu duyacak kimse yoktur etrafta.
Bu adamı ve bütün bir gece yaşadığı işkenceyi hayal ede bilirsin. Ölüm sürekli altında bekler, elleri üşür, hâkimiyetini kaybeder... Ama tutunmayı başarır ve güneş çıktığında, aşağı bakar... Ve güler! Uçurum falan yoktur.
Sadece on beş santim kadar aşağıda kayalık bir düzlük vardır. Tüm gece dinlenebilir, rahatça uyuyabilirdi —düzlük yeterince genişti- ama bunun yerine, bütün gecesi ni kâbus gibi geçirdi.
Kendi tecrübelerimden yola çıkarak sana şunu söyleyeyim:
Korku, on beş santimden daha derin değildir. Şimdi ister bir dala tutunup tüm yaşamını kâbusa çevir, istersen o dalı bırak ve ayaklarının üzerine bas, sana kalmış.
Korkulacak hiçbir şey yok.