Vakit iflah olmaz düşüncelerin ve de eylemlerin vaktiydi. Eskiden kalma önyargılar ve batıl inançlar silinip gitmiş; her şey ama her şey "Akıl Tanrıçası"nın hükmü altına girmişti.
Kimi vakitler zamanını Paris'in büyük kütüphanelerinde, ölmüş yazarların o yeraltı mezarlarında geçiriyor; hastalıklı bünyesine gıda olması ümidiyle o tozlu ve eskimiş kitap yığınlarını didik didik ediyordu.
Kulak misafiri olunamayacak denli kısık bir sesle konuşuyordu, zira aşkın sesi hiçbir vakit yüksek çıkmazdı; fakat, dünya üzerinde bir sevgilinin asude bir sesle fısıldadığı sözcükleri fark edemeyecek denli vurdumduymaz bir kadın kulağı var mıdır ki?