Öğretmen-öğrenci ilişkisi hangi bağlam içinde oluşmuşsa, öğrenci de öğretmenin söylediklerini ve yaptıklarını o bağ içinde yorumlayacaktır; aynı şey öğretmen için de geçerlidir. Her mesaj alışverişi, ilişki bağlama içinde anlamını bulur.
Eğitim, öğrenmenin ve keşfetmenin gerçekleştiği bir kurum iken, artık sertifika ve belge sunmaya başlayan ünitelere dönüşen yapısıyla telaş ve koşuşturmacanın bir aracı haline gelmektedir.
Öğretmen olmayla eş anlamlı gördüğüm ustalığın isteğe, şevke, enerjiye dayalı olduğunu düşünüyorum. Bunun için, kişinin ilk olarak kendini değerli görüp, yaşamında kendisi olarak özgürce var olmaya adanmış olması; ikinci olarak da öğretmenliği, içinde yaşadığı toplum ve insanlık için kutsal bir “dava” olarak görmesi gerekir.
Öğretmen olmak, öğretmenlik yapmayı aşmak demektir. Çünkü öğretmen olmak, öğretmenin, belirlenmiş görevlerinin ötesine geçip hissederek, yaşayarak, kendisini adayarak, öğrencisiyle bütünleşerek var olmasıdır. Öğretmen olmak, öğretmenle öğrencinin birbirlerine hoşça bakabildikleri, öğretmenin öğrencide, öğrencinin öğretmende dirildiği, güçlü ve sahici bir aidiyettir.