Gürkan ((şair)), Yaralı'ı inceledi.
14 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kahraman Tazeoğlu'nun kuşkusuz mükemmel bir duygu anlatımı var. Duygusallığın yoğun olduğu bu kitapta, o duyguyu okuyucuya çok iyi geçiriyor ve bunu hiç sıkmadan yapıyor. Konu açısından çok yaratıcı. Özellikle Kaan ve Lavin'in ölen bir çocukla irtibatı ve aşkının kurucusu olması olağandışı bir olay iken, bunu okuyucuya çok doğal bir şekilde kabul ettiriyor. Eksik bulduğum taraf ise olayların geçiş sırası. Bir olayda başka bir olaya atlıyor ve bu da okuyucu da karmaşıklığa neden oluyor. Ama bütünüyle duygu yoğunluğuyla yoğrulmuş akıcı bir kitap. Ölmeden önce okunması gereken kitaplar listesinde bence yer alıyor. "Bazı yaralar sardıkça kanar. Kiminin çöle döner yüreği, kimi içinde bir yanardağ saklar." Kaan'ın yarası da böyleydi. Hande'nin onu terk etmesinin ardından çöldeki kum fırtınaları onu kasıp kavurmuş hiç doğmayan güneşten yanıp kavrulmuştu. Hande ansızın gidişiyle Kaan'ı ömür boyu taşıyacağı bir yaraya mahkum etmişti. Kaan ve Hande çocukluk arkadaşılise aşkıydılar. Liseyi İzmir'de beraber okuyupaynı üniversiteyi okudular. İstanbul'da aşk dolu yılları geçti. Kaan Hande'nin olmadığı bir ömür düşünemiyordu. Üniversite bittikten sonra Hande hemen işe başlamıştı. Kaan ise henüz bir iş bulamamıştı. Bu durum Kaan'ı derinden üzüyordu çünkü okul bittikten sonra evlenmeyi planlıyorlardı. Kaan birkaç iş başvurusu yaptı bu arada Hande ise iş hayatına bütünüyle alışmıştı. Kaan Hande'nin değiştiğini hissediyordu ama bunun önemli bir durum olmadığına kendini inandırmaya çalışıyordu. Kaan'ın iş başvurularından biri olumlu sonuçlanmıştı. Kaan pazartesi işe başlayacaktı ve bu mutlu haberi vermek için sabırsızlanıyordu. Hande'nin onu yapayalnız bırakıp gideceğini bilmeden. Pazar günü buluştular. Kaan Hande'ye bir iş bulduğunu pazartesi işe başlayacağını söyledi. Hande soğuk davranıyordu ve lafı uzatmadan Kaan'a birlikte olamayacaklarını, ayrılmak istediğini söyledi. Kaan adeta bir buz kütlesi kaldı. Hande arkasına bile bakmadan oradan uzaklaştı. Kaan onun gidişini hiç kabullenemedi ama Hande ondan çoktan vazgeçmişti. Kaan Hande olmadan bir hayat süremeyeceğini anladı ve bileğini kesti. Su dolu küvete kanı hafif hafif dağılırken Kaan'da adım adım uzaklaşıyordu hayattan. Ta ki komşusu onu bulup hastaneye yetiştirene kadar. Kaan hayata tekrar dönmüştü ama kanayan bir yarayla. Bileğindeki yara Hande'nin enkazıydı. Kaan hayattan kopmuş, âdeta bir ölüydü. Onu bu zor zamanlarında eski arkadaşı Ayça hiç yalnız bırakmamıştı. Ona kendi çalıştığı yerde bir iş buldu ve onu sosyal hayatına tekrar döndürdü. Kaan'ı hayata döndürmek için elinden geleni yaptı. Kaan artık daha hissediyordu kendini şüphesiz bu Ayça'nın sayesindeydi.

-Yusuf-, bir alıntı ekledi.
22 May 21:45 · Kitabı okuyor

Öğren de, gece yarısı öğren.
Düşün, düşün de salı'ya kadar düşün..
Son "gece-yarısı"nı ertesi sabah anlamak..
Ve "son salı"yıl çarşamba sabahı sezmek..
Ve bütün bunları perşembe günü düşünmek..
Cuma günü unutmak..
Cumartesi günü hatırlamak..
Pazar günü: Her yer kapalı..
Pazartesi günü.. Gece yarısına kadar uyumak..

Kırılmadık Bir Şey Kalmadı, Özdemir AsafKırılmadık Bir Şey Kalmadı, Özdemir Asaf
Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
22 May 18:27 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Elini kuşağının arasına soktu. Çıkardığı kâğıttan on yedi isim okudu.

Sonra kâğıda katlayıp tekrar kuşağına soktu:

"Okuduğum isimler devlet ve Padişah düşmanlarıdır. Birkaç gün içinde askeri hazırlayın. Pazar günü adamlarınızı alıp At Meydanına gelin..."

IV. Murad, Yavuz BahadıroğluIV. Murad, Yavuz Bahadıroğlu
Ülka, bir alıntı ekledi.
 20 May 17:26 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Annesinin ağaçları sevdiyi gibi Alexandra da gülleri seviyordu.Özellikle de sarı gülleri.Katlanmış güneş gibi görünüyorlar,demişti dört yaşındayken.O günden sonra her pazar günü ona sarı bir gül vermişti.Onlar için o gün katlanmış güneş günüydü.On dört yıl boyunca kahvaltı masasında,yirmi üç yıldır da Alexandra'nın mezarında.

Şizofren, Wulf Dorn (Sayfa 268)Şizofren, Wulf Dorn (Sayfa 268)

Koca hafta zor geçer
Pazar günü hemen biter

Keşke tam tersi olsaaa

Metin toprakçı, Olağanüstü Bir Gece'yi inceledi.
19 May 14:16 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Soylu burjuva bir hayattan gelen hayatı boyunca hiçbir sıkıntı yaşamayan bir adamın kendi hayatını anlamsız bulduğunu bir pazar günü işlediği bir suç sonucu içini tarifsiz bir mutluluğun kapladığını anlar. Pazar günü işlediği suç kendisini sorgulamayı bu sorgulama sonucu kendisini bulmasını sağlıyor.

Gökhan, bir alıntı ekledi.
18 May 11:08 · Kitabı okuyor

Örneğin, bir Pazar günü birkaç arkadaşla onlara kakao içmeye gitmiştik. Bayan Spencar'la birlikte Yellowstone Parktan satın aldıkları o eski püskü Navajo battaniyesini göstermişti bize. Battaniye satın almakla duyduğu müthiş keyfi anlamamanız elde değildi. İşte, anlatmak istediğim şey bu benim. Bu bizim Spencer gibi felaket yaşlı herifler, bir battaniye satın aldık diye işte böyle keyiften dört köşe oluyorlar.

Çavdar Tarlasında Çocuklar, J. D. SalingerÇavdar Tarlasında Çocuklar, J. D. Salinger

Seksin pis ve ayıp olduğunu düşünen insanlar var, seks zihinlerini sürekli meşgul ediyor ve ona deli oluyorlar, onunla ilgisi olan hiçbir şey istemiyorlar, ona kimsenin karışmasını da istemiyorlar. Seksin bir annenin elmalı turtası kadar doğal ve sağlığa yararlı olduğunu düşünen insanlar da var, bu konuda rahatlar ve ona doyamıyorlar, pazar günü bile ..

Tom Robbins

S. Ali, bir alıntı ekledi.
16 May 01:27 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Star Wars
Günümüzde yabancı filmler ülkemizde dünya ile aynı zamanda vizyona girebiliyor. Ancak ilk Star Wars filminin ülkemizde gösterilme hikayesi çok daha farklı. Artık "A New Hope" olarak isimlendirilen ancak vizyona girdiği dönem sadece Star Wars ismiyle andığımız film, 16 Şubat 1980 cumartesi günü İstanbul'da gösterime girmiş. 25 Mayıs 1977 tarihinde yayınlanan filmden tamı tamına 2 yıl 9 ay sonra. Film ilk olarak Şişli Kent Sineması'ndaki gösteriminden sonra diğer sinemalarda da gösterime girmiş. O dönem TRT'de film yayınlanması çok önemli bir olaydı. Star VVars'ın TRTl'deki ilk gösterimi ise 2 Kasım 1986 pazar tarihinde olmuştu.

45lik Dergisi - Sayı 3, Kolektif (Sayfa 31 - N.Utku Uluer)45lik Dergisi - Sayı 3, Kolektif (Sayfa 31 - N.Utku Uluer)