Ahsen Gülce

Ahsen Gülce
@pdgulce
•Yarası olmayan şifacı olamaz çünkü gerçek iyileştirici güç yaranın kendisinden gelir.• “Döner durur kavuşamam kendimin bahçesine…”
Dünya, yeşerecek tohumları bekliyor. Kimseye kendini göstermek zorunda değilsin. Kimseyle yarışmak zorunda değilsin. Elindeki fidanı dik, gönlündeki tohumu toprağa göm. Senin eylemin bu: Erdemli keder. Dünyada çok acı var ve sen geçip gidemiyorsun. Bir el seni çiçekleri diriltmeye zorluyor. Onların direncini senin direncine bağlayan bir yol var. Yok, sen usulca yürü, koşma. Fısılda ama bağırma. Kederin garibi ol sen. Görünmeyen kapı sana açılacaktır. Semaya bak.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayatlarımızı kaydeder ve paylaşırken galiba çok mühim bir şeyi ıskalıyoruz: Hayatı gerçekten yaşamayı! Kendimiz ve dünya arasına bir şey koyuyoruz; bir kamera. Veya manzara yakalama ve paylaşma deneyimi hayatla aramıza giriyor. Böylece "an'da olma" imkânını yitiriyor ve kendimizi yaşantıdan yabancılaştırıyoruz. Dünyayla doğrudan temas ve etkileşime girmek yerine yaşamadığımız anları "paylaşılabilir anılar" olarak sunmanın derdine düşüyoruz. Büyük şüphe: Kaydedilmemiş bir hayat yaşanmış sayılacak mıdır?
Mükemmel bir belleğe sahip olsaydık temel insani yeteneğimizi, bugünde yaşama ve hareket edebilme yeteneğimizi yitirirdik. Geçmişi arkada bırakabilmek de insana bahşedilmiş bir imkândır.
Vurdumduymazlık en büyük kötülüktür. Dünya değişmeyi hak ediyor ve biz kötülüğe seyirci kalamayız.
Travmatik anılar geçmiş ve bugün arasındaki sınırları muğlaklaştırır. Kapısını kapatıp çıkamazsınız geçmişten, belleğe nakşedilmiş olan daima kımıldar ve bugüne katılır. Geçmişi sadece geçmişte bırakmak kâğıt üzerinde kolay olsa bile, yaşanan hayatta mümkün değil.