Ahsen Gülce

Ahsen Gülce
@pdgulce
•Yarası olmayan şifacı olamaz çünkü gerçek iyileştirici güç yaranın kendisinden gelir.• “Döner durur kavuşamam kendimin bahçesine…”
173 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Ağlayanların sayısı artınca, cennette bir havuzun başında tekrar buluşacakları müjdesini dillendirdi: "Sanır mısınız ki ben ölümde sizin sonuncunuzum; haberiniz olsun, ben sizden önceyim. Sizler art arda birbirinizi öldürür cemaatler hâlinde beni takip edeceksiniz!" Her kemalin bir zevali, her güzelliğin bir sonu, her doğanın bir ölümü oluyordu. Acılı yürekler, maalesef o anda söylediğinin ne derece şiddetli bir ikaz olduğunu, birbirini öldürme zilletini fark edemediler. İçinin bu müstakbel acıyla yandığını hissettim. Benimle birlikte herkes onun gideceğine yanarken, o kendinden sonra ümmetinin hâlini düşünerek üzülüyordu.
Reklam
Her peygamber dostum İbrahim de dâhil insanların güzel bir hayat sürdürmeleri, birbirlerine dürüst davranmaları Allah'a ve diğer varlıklara karşı hak ve sorumlulukların yerine getirmeleri için tebliğler getirmişlerdi. Nebiler sultanı rahmetin sakisi ve Refref'in süvarisi gülümün tebliği ise bütün geçmiş tebliğlerin en gelişmiş, en kapsamlı hâliyle yeniden harmanlanmasıydı. Bir şeyi anladım; kıyamete kadar artık başka bir gül açmayacaktı ve bütün insanlık mahşer yerinde Allah'ın huzurunda toplandığı zamana kadar onun ıtırları ve desenleriyle yaşayacak, ondan saptıkça yolunu kaybedip sancılanacak ona sarıldıkça aydınlanıp derman bulacaktı.
İnsan, nefsine kurban mı olacak, yoksa nefsini kurban mı edecek? Allah'ı bir bildikten sonra nefsin kurban edilmesi gerekiyordu çünkü.
İlahi... İnsanlık için...
"İnsanlar!.." dedi, yirmi iki yıldır çalışıp didinerek Allah'ın kendisine verdiği görevi tamamlamanın sevinci ve insanlığın özüne döndürmenin hazzıyla "insanlar!.." Bu hitap insanlara değil insanlığaydı. İnsanlar öz kimliklerinden uzaktaydı çünkü, Allah'a kulluktan uzaktaydı. İnsan olmak, insaniyetli olmak yeterince itibar, yeterince iltifat idi. "İnsanlar!.." ifadesi bütün insanlığa seslenişti; bu yüzden başka bir sıfata gerek duymadı, yalnızca "İnsanlar!.." diyerek başladı sözlerine. Değerli, kıymetli, sayın, muhterem, aziz gibi iltifat sıfatlarının hiçbirine gerek duymadan "İnsanlar!.. dedi. Gerçek insan olmak, bütün bu sıfatların da sahibi olmak; insanlığın hakikatine ermek demekti çünkü. Yüzyıllardır yaratılan insanlar içinden seçilmesi de, hak ve hakikat adına süren mücadelesi de bunun içindi. Allah'ın, yaratılmışların en şereflisi olarak muhatap aldığı insanı Özüne döndürdükten sonra onlara yalnızca "İnsanlar!.." demesi yeterdi. Çünkü bu savrulan insanlığı merkezde birleştirmek ve onlara yeniden insan olduklarmnı hatırlatmak demekti. Kendisini dinleyenler kaç yüz yıldır insanlıktan çok uzak yaşamış zavallıların çocuklarıydı ve şimdi kendilerine dönüyorlardı.
İnanmak ve sığınmak... Ölümden önce ve ölümden sonra...