Gelişmiş insan karşısındakinin gözü ve kulağıyla olayları değerlendirip, kendini onun yerine koyarak empatiyle dinleyebilir. Kalıplanmış insanda eksik olan budur. Bilinci kalıplanmış olduğu için olayları başkasının gözü ve kulağıyla değerlendiremez; empatiyle dinleyemez.
Kendilerini yaratamayan insanlar kendilerini tanıyamazlar. Kendileri sandıkları şey, aslında aileden, eğitimden, kültürden ödünç aldıkları tavırlar, roller, özdeşimlerdir. Bir kişinin kendini yeniden yaratabilmesi için, içine doğmuş olduğu rollerin ötesine geçebilmesi gerekir.
Şu anki halimizle kendimizi iyi hissedebilmek için geçmişimizi olduğundan daha kötüymüş gibi hatırlar ve böylece ne kadar aşama kaydettiğimize ilişkin algımızı değiştiririz. Şüphesiz hepimiz dönüşüyor ve olgunlaşıyoruz ama genellikle bu sandığımız kadar çok olmuyor. Bu zihinsel önyargı her birimizin neden kendimizi köklü bir şekilde değişmiş hissettiğimizi açıklar ama dostlarımız, düşmanlarımız ve sevdiklerimiz hep aynı; değişmeyen, eski dostlar, düşmanlar ve sevgililerdir.
“ Önyargılar başkalarına göstermek istediğimiz kötü muameleyi haklı gösterir ve biz de başkalarına kötü muamele etmek isteriz çünkü onlardan hoşlanmayız. “
“ Tıpkı kendimiz dışında herkes yaptığında ikiyüzlülüğü tespit edebildiğimiz gibi, tıpkı bizim dışımızda herkesin parayla etkilenebileceğine inandığımız gibi önyargıları da başkalarında tanır ama kendimiz önyargılı olduğumuzda farkına varamayız. “