Korint Körfezi'ndeki yataklardan birinde yatan bir kadın, odun ateşinin ışığında uyumakta olan aşığının profilini seyrediyor.
Adamın gölgesi duvara vuruyor. Aşığı şu anda kadının yanında yatıyor ama gidecek. Şafak vakti savaşa, ölüme gidecek. Duvardaki gölgesi, yolculuk arkadaşı da onunla birlikte
gidecek ve onunla birlikte ölecek. Şu anda henüz gece. Kadın korların içinden yansı yanmış bir odun parçası alıyor ve duvara gölgenin konturlarını çiziyor. Bu çizgiler gitmeyecek. Kendisini kucaklamayacaklar, bunu biliyor. Ama en azından gitmeyecekler.
Bahia'nın zenci rahibeleri asla koca istemiyor, erkeği sadece sevgili olarak kabul ediyorlar. Evlilik saygınlık veriyor ama özgürlük ve neşeyi yok ediyor. Düğünü papazın ya da nikah memurunun önünde resmileştirmek hiçbirini ilgilendirmiyor: Hiçbiri kelepçelenmiş bir eş ya da falancanın hanımı olmak istemiyor. Başları dik, ağır ağır salman rahibeler Yaradılış'ın kraliçeleri gibi davranmıyorlar. Onlar erkeklerini tanrılara karşı kıskançlık hissetmek gibi benzersiz bir ıstıraba mahkum ediyorlar.
Bazı filmler,diziler ve kitaplar vardır ara ara açıldığında sana hep yeni bir şeyler öğreten. Bu kitap da onlardan biri oldu benim için. Ne zaman boş vaktin olsa aç bir sayfasını oku ve günlerce araştır. Nasıl bir dünyada yaşadığımızı ve yaşayacağımızı anlamak için kadına ve çocuğa verilen değere bakmak lazım. Dünya kadın özgür olduğu zaman güzel olacak tam anlamıyla. Keşke olaylar ve kahramanlar hakkında biraz daha bilgi verseydi dediğim çok oldu okurken. Belki de bizim araştırmamızı istemiştir daha kalıcı olsun diye.