Selamlar,
Bugün, okudukça kalbime dokunan, vicdanımı sızlatan ve beni uzun uzun düşündüren bir kitapla geldim.
Başlığından konusu açıkça anlaşılsa da, içeriğiyle beni kendine çeken bu eser hakkında birkaç şey paylaşmak istiyorum.
Kudüs. Gazze. Filistin…
Bu isimleri duyunca hepimizin zihninde benzer görüntüler canlanmıyor mu? Masum siviller, yıkılan hastaneler, okullar, acılar…
Öte yandan Türkiye’de yıllardır sıkça duyduğumuz bir söylem de var: “Araplar bizi sattı, onlar da topraklarını sattılar,bunlar hakkedildi..”
Peki gerçek hangisi?
Tarih tektir. Yaşananlar tektir. Gerçek de tektir. Okuyan, araştıran ve sorgulayan biri için Filistin’in tarihi, Osmanlı ile olan ilişkileri ve kendi topraklarını koruma mücadelesi bugünkü ile aynıdır.
Peki bu kitap bize ne anlatıyor?
Yazar şu ifadeyi kullanıyor:
“Gazze düşerse Filistin düşer. Filistin düşerse bütün İslam dünyası düşer. Arz-ı Mev’ud’un Türkiye’nin güney sınırlarını da içerdiğini belirtelim.”
Kitap ayrıca bu mücadelenin farklı aktörlerine de değiniyor. Hamas’ın kuruluş sürecinden, Ebu Ubeyde gibi isimlere kadar birçok konuya yer veriliyor.
En çok dikkatimi çeken isimlerden biri ise, soykırım sonrasında doktorluğu bırakıp karikatürleriyle yaşananları dünyaya anlatmaya çalışan Alaa Allagta oldu. X hesabındaki biyografisinde şu ifadeler yer alıyor:
“Tıp ile çizgi arasında. Vatanımızdaki yara, bedenimizdeki yaradan daha büyüktür. Bu yüzden küçük yarayı bırakıp büyük yarayla ilgilenmek gerekli oldu.”
Hâlâ aktif olarak üretmeye devam eden bu sanatçıyı takip etmenizi tavsiye ederim.