pekmezz

pekmezz
@pekmezzmao
Reklam
Dört gün sonra Anny’yi göreceğim. Şimdilik tek yaşama sebebim bu işte. Peki sonra? Anny benden ayrıldığında? Gizli gizli neler umduğumu biliyorum. Benden hiç ayrılmayacağını umuyorum. Oysa Anny’nin benim önümde yaşlanmayı hiçbir zaman kabul etmeyeceğini iyice bilmem gerekiyor. Güçsüz ve yalnızım; ona ihtiyacım var. Güçlü halimde görmek isterdim onu. Anny, yıkılmış kimselere hiç acımaz.
Sayfa 142
Anny zamanın verebileceği her şeyi çekip almasını bilirdi. Ben Aden’de, o Cibuti’de bulunduğu sırada, yirmi dört saat için kendisini görmeye gittiğimde, yanından ayrılacağım ana bir saat kalana kadar çeşitli tatsızlıklar yapardı. Saniyelerin bir bir geçtiğini duymak için bir saat elverişli bir zamandır. O korkunç akşamlardan birini hatırlıyorum: Gece yarısı yanından ayrılmam gerekiyordu. Bir açık hava sinemasına gitmiştik, umutsuzduk. O da benim kadar umutsuzdu. Ama durumu yöneten oydu. Saat on birde, asıl film başlayınca, elimi tutup avuçlarında sıktı. Acı bir neşenin içimi kapladığını duydum. Saatime bakmadan on bir olduğunu anladım. O andan sonra dakikaların bir bir aktığını duymaya başladık. O kez üç ay birbirimizi görmemek üzere ayrılıyorduk. Bir ara perdeden aydınlık bir imge geçti, ortalık ağardı, başımı çevirince Anny’nin ağladığını gördüm. Sonra tam saat on ikide elimi iyice sıktıktan sonra bıraktı. Ayağa kalktım. Tek bir söz söylemeden yanından ayrıldım. Güzel bir iş yapmıştı.
Sayfa 82
Yaşarken başımızdan hiçbir şey geçmez. Dekorlar değişir, kişiler girer çıkar yalnız. Başlangıçlar da yoktur; günler anlamsız bir biçimde birbirine eklenir durur; sonu gelmez, tekdüze bir ekleniştir bu. Ara sıra şöyle bir hesap yapılır: “İşte üç yıldır yolculuk yapıyorum. Bouville’e geleli üç yıl oldu,” denir. Başlangıç olmadığı gibi, son da yoktur. Bir kadın, bir dost, bir kent, bir kerede terk edilemez. Hepsi birbirine benzer zaten. Aradan iki hafta geçince, Şanghay, Moskova, Cezayir birbirinin aynıdır. Kimi zaman (pek sık değil), durumu gözden geçirir, bir kadına bağlandığınızı, kötü bir işe girdiğinizi fark edersiniz. Göz açıp kapayıncaya kadar sürer bu. Sonra geçit yeniden başlar, saatleri ve günleri birbirine eklemeye koyulursunuz. Pazartesi, salı, çarşamba. 1924, 1925, 1926.
Sayfa 59
Pencereden çekip alıyorum kendimi, sallana sallana odanın öte yanına gidiyorum, aynaya yakalandım, bakıyorum; tiksinmek geliyor içimden, işte sonsuz bir süre daha. Aynadaki görüntümden kurtulup yatağın üzerine yığılıyorum. Tavana bakıyorum, bir uyuyabilsem.
Sayfa 49
Reklam