• "Kelime anlamı 'barış şehri' olan Kudüs ne yazık ki tarih boyunca Osmanlı dönemi hariç barış içinde yaşanan bir şehir olamamıştır." ki halende öyle. Osmanlı Devleti 401 yıl Kudüs'ü yönetmiş, insanlar barış içinde yaşamıştır.

    Kudüs... Okuyunca anladım, neden bu kadar mühim olduğunu. Kudüs'ün önemini yazar şöyle ifade etmiş: "Kudüs sadece Müslümanların değil, tüm insanlığın ortak değeri ve mirasıdır. Biz Türkler için ise, sadece kutsal bir şehir değil, 400 sene bilfiil huzur içinde himaye ettiğimiz bir Osmanlı hatırasıdır.

    Kanıyla canıyla savunup Kudüs uğruna 25.000 şehit veren bir neslin torunlarıyız. O yüzden bizler için, 'Selahaddin' in rüyası, Kanuni'nin mirası, Abdülhamid Han'ın davasıdır Kudüs.' Bu rüyayı görmeye, bu mirası sonraki nesillere aktarmaya ve bu davayı yüreğimizde taşımaya devam edeceğiz. Ve bir gün dilerim Kudüs yeniden kurtuluşa erecek, iyiler kazanacak"

    Yahudi devletinin kurulması için 5 milyon altın teklif edilen Sultan 2. Abdülhamid'in verdiği cevap ise takdire şayan:
    "Benim bir karış toprak vermem söz konusu olamaz. Zira, istenen o toprak bana ait değildir. O, milletime aittir. Bu devleti kuran ve kanıyla besleyen milletime... Herhangi birine vermek veya bizden koparılmasına razı olmaktansa, yeniden kanımızla yıkamayı tercih ederiz..."

    Kitabı 5 bölümde ele almak lazım: (tabiki hepsini anlatmayacağım)

    1. Yahudiler duvarda neden AğlıyorlarYahudiliğin en büyük hedefi nedirMescid-i Aksa alanını neden kazıyorlar...
    ...
    Yahudiler, Kudüs'ün ve mabedin yakılıp yıkılışını, esir olarak Romalılar tarafından başka ülkelere sürülüşlerini anmak, hatıralarını tazeleyip, kinlerini bilemek, mabede yeniden kavuşup Yahudi hakimiyetini kurmak ümidiyle dualar ve gözyaşlarıyla yaşlarını sürdürmüşlerdir.
    ...
    2. Hristiyanlar için Kudüs neden önemli
    ...
    Hristiyan inanışına göre, Mesih bu şehre inecek ve yeryüzünde bin yıl sürecek Tanrı Krallığını kuracak.
    ...
    3. Müslümanlar için Kudüs neden önemli
    ...
    Miraç mucizesi...
    Mescid-i Aksa = İlk Kıblemiz...
    ...
    4. Osmanlı Devleti Kudüs'ü nasıl kurtardı? Osmanlı, Kudüs'ü 401 yıl barış içinde nasıl yönetti? Osmanlı, Kudüs'ü nasıl kaybetti

    5. Üç mühim dinin merkezi Kudüs, asla vazgeçilmeyen, hep arzulanan şehrin üzerindeki gizli emeller neler

    "İstanbul ve Ayasofya'yı hedeflerine alanlar ile Kudüs'ün gizli tarihinin aktörleri aynıdır: Haçlılar, Tapınakçılar ve son perdede sapkın inançlı hegemonik güçler..."
  • Erhan Altundağ değerli bir bence bilim insanıdır. İsmi kitabı almamda büyük etkendir. Tartışma programlarını da keyifle izler tavsiye ederim. Kitabı beni yanıltmadı, beklentilerimi karşıladı. Ayasofya ilgilenilmeyi fazlasıyla hak edecek hassas ve önemli bir konudur. Tavsiye ederim. İyi okumalar.
  • Kudüste dillendirilen bir rivayete göre, Kanuni rüyasında Kudüsü sembolize eden dört kızgın aslan görür. Sultanın rüyayı yorumlattığı müneccimler kendisine, Kudüsün güvensiz olduğunu, bu sebeple aslanların kendisine kızdığını söyler. Kanuni hemen şehre duvar örülmesini, dört aslanın da sembolik olarak şehrin duvarlarına işlenmesini ister. Kudüs Yahudileri arasında yaygın olan bu anlatım, duvarların yapılış öyküsü kadar, Aslanlı Kapının neden bu ismi aldığını da açıklar nitelikte.
  • Muallak Kayasının altındaki Ruhlar Mağarasında rivayete göre Miraç Gecesi Hz. Peygamber, İbrahim, Musa, Davut, Süleyman ve İlyas peygamberlerle buluşmuş ve onlara namaz kıldırmıştır. Araplar arasında yaygın olan inanışa göre, Ruhlar Mağarasının tabanında bulunan Ruhlar Kuyusu adı verilen Berzah Âlemine açılan bir kapı yer almaktadır. Hatta Süleyman Mabedinin mukaddes emanetleri burada saklanıyordur ancak kuyu kapatılmıştır.
  • Kardeşimin Hikayesi Zülfü Livaneli'nin sanırım okuduğum dördüncü kitabı. Ve açık ara söyleyebilirim ki okuduklarımın en iyisi. Gerçi bu kitap için sadece iyi demek haksızlık olur. Şahane bir kitap okudum ve okuduklarımın hâlâ etkisindeyim ve uzunca bir süre de öyle kalacağım sanırım. Sonda söyleyeceğimi de başta söyleyeyim o zaman şiddetle tavsiye ediyorum Kardeşimin Hikayesini.

    O zaman gelelim kitabın konusuna. Herşey Karadeniz kıyısındaki sakin bir balıkçı köyü olan Podima' da işlenen bir cinayetle başlıyor. Kendinden yaşça büyük olan  zengin kocası ile bir villada yaşayan Arzu verdikleri davet sonunda acımasızca öldürülmüştür. Ve bu tuhaf cinayeti araştırmak için bölgeye gelen genç gazeteci Pelin, asıl kahramanımız Ahmet Bey'den cinayetle ilgili bilgi almak için kapısını çalar.

    Ama Ahmet Bey öyle sandığınız gibi normal biri değildir. Hiç bir canlı türüne dokunamaz, insanlara çok fazla iletişim kurmaz, günde on saate yakın kitap okur,kendi ifadesiyle duyguları yoktur öfkelenmez, sevinmez, saşırmaz.Dünyadaki her türlü duygudan yoksundur anlayacağınız. Tüm bunların sebebi de geçmişte yaşadığı  trajik olaylardır.Ve binbir gece masallarında ki Şehrazat gibi ilginç hikayeler anlatır Ahmet.

    Kapısına gelen bu gazeteci genç kıza da çeşitli hikayeler anlatır. Ve onun cinayetle ilgili sorularına kendince cevaplar verir. Kızla zaman geçirmeye başladıktan sonra ona ikiz kardeşinin hikayesini anlatmaya başlar bir gün. Ama ne hikâye.

    Son sayfaları soluksuz okudum diyebilirim. Hem cinayet hem de Ahmet'in kardeşinin hikayesi bambaşka yönlere doğru ilerledi. Kitap bittikten sonra Livaneli' ye bir kez daha hak verdim. Kesinlikle insan soyunun en tehlikeli duygusu aşk. 

    Bir kez daha kitabı şiddetle tavsiye ediyor ve keyifli okumalar diliyorum.
  • ama gittiniz,
    ağır veda havası çaldı sokak ortasında
    Pelin Onay
    Sayfa 43 - Artshop yay.