Devleti merkeze alan bakış, onun karşısına bir hasımmış gibi insanı diker. Bu kutupçu bakış, insanı da kendi içinde parçalar: Beden ve ruh, akıl ve kalp, makuliyet ve duygusallık, çıkar ve iyilik, ben ve öteki arasında, hep karşıtlıklar ve husumet kurgulanır.