Aşk göründü, dalga göründü.
Kar göründü, dostluk göründü.
Kelime göründü.
Su göründü, eşyaların sudaki aksi...
Kanın sıcaklığında, hücrelerin serin gölgeleri.
Hayatın rutubetli tarafı.
Sıkıntılı Doğu insanının yaratılışı.
Kadın sokağında serserilik mevsimi.
Mevsim sokağında yalnızlık kokusu.
Jackson'ın Soledad'a gelişi diğer zenci mahkumlannkinden
farksızdı. Gettolardan gelen zenci gençler, kanunla ilk sürtüşmelerinde
orta sınıftan gelenlerin ya da beyazların dosyalarına
hiçbir zaman işlenmeyecek bazı suçlardan ötürü derhal fişlenirler.
Artık şüpheliler arasına girmişlerdir; kısa bir müddet
sonra daha ağır bir suçtan tutuklanırlar. Suçsuz olduklarını ispatlayamadıkları
ve fişlenmiş olduklarından kolayca hüküm
giyerler; çarptırıldıkları ceza her zaman beklediklerinden daha
ağırdır. Sonuçta uzun süre cezaevinde kalırlar.
Başka bir mahkum, "Görevliler yiyeceklerimizi kendileri
dağıtmayıp diğer mahkumlara dağıttırmaya başladılar. Yiyeceklere
her türlü pisliğin karıştırılmasını gülerek seyrediyorlardı,"
diyor.
Zenci mahkumların en çok şikayet ettikleri nokta, ye-meklerinden sürekli idrar, vb. mide bulandırıcı maddelerin bulunmasıydı.
Procunier, "Bana kalırsa kimsenin yiyeceklere dokunduğu
yok," dedi. "Biz yöneticiler istemiyoruz bunu, ama bir sürü
kötü niyetli insan var etrafta." Dymally, mahkumların bu konuda
yazdıklan mektuplardan söz ettiğinde, görevlilere dönerek,
"Doğru söyleyin, siz hiç kahvelere işendiğini gördünüz
mü?" diye sordu. Görevliler görmediklerini söyleyince tatmin
olmuş bir şekilde konuyu kapattı.