Öncelikle çok mutlu başladı ve hani nerede bu adamın acıları oldum… Keşke olmasaydım onun mutlu saf anılarını okumak benim için daha eğlenceli olabilirdi.
Werther, ilk başta gayet hayatından mutlu, umutları olan, küçük şeylerle zevk alabilmeyi bilen bir karakterdir. Okurlara gösterilen tek ve en önemli kusur “hep ya da hiç” düşünce yapısına sahip olup değişmek ve gelişmek için kendine hiç bir esneklik tanımamasıdır. Onun için bir şey, bir insan ya iyidir ya da kötüdür: “Keyifsizlik günahtır,” “Birini severken bir işte çalışmak aşkı öldürür,” vb. gibi çok katı görüşleri bulunur ve tüm kitap boyunca bunları göstermekten çekilmez. Bize de biraz düşündürür: Acaba biraz daha farklı görüşlere ve gelişmeye açık olsa kendini öldürmesi gerekir miydi?
Onu intihara sürükleyen düşüncelerin, intiharı sezdiren davranışların gelişimi ve gösterimi çok güzeldi ona bir şey diyemem. Depresif ortam gelişirken ilk kitap ve ikinci kitap arasındaki tezatlıklar: ilk kitapta her gün yazılırken ikinci kitapta ayda bir gibi bir sıklığı olması, ilk kitapta köylülere göre üst tabakada kalırken ikinci kitapta alt kademede kalması, ilk kitapta normal işlerde çalışanları küçük görürken ikinci kitapta kendisinin de artistik bir iş dışında bir şey yapması…
Ve ben gerçekten Werther’in duygularının karşılıklı olduğundan emin değilim… Werther’in Wilhelm’e anlattıklarının ne kadarı doğru? Çünkü bu genç adamın tutkusundan deliye döndüğünü ve en küçük ayrıntıda bile bir şey bulmak için kılı kırk yaradığını biliyoruz (kısacası delüzyonel) Yani yalan yanlış şeyler anlatmış olmasının çok büyük bir ihtimal olduğunu ve Werther’in anlattıkları dışında Lotte ile arasında gerçekten neler oldu bilmediğimizi belirtmek isterim. :))