Rümeysa, O'yu inceledi.
30 Oca 12:07 · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 8/10 puan

MERHABA, DERRY'E HOŞGELDİNİZ ... BEN PALYAÇO PENNYWİSE VE BİR NOKTADAN SONRA -ÖZELLİKLE DE ÇOCUK İSENİZ YÜZÜNÜZÜ PARÇALARA AYIRIP YİYECEĞİM. İYİ GÜNLER!
Size ufak bir tur attırmama izin verin, burası Derry Kasabası. Az ileride hediyelik eşya dükkanı var, biraz daha ilerde ise kasabanın su kulesini görebilirsiniz. Eee, şey şu aşağıdaki de mazgallar. Orada Pennywise adında ne idüğü bilinmez bir yaratık yaşıyor. Çok yaklaşmayın! Sizi de parçalara ayırabilir. Korkmayın canım, 27 yılda bir uyanıyor. Tek istediği biraz çocuk eti sonra uykusuna çekilecek. "Hepimiz burda süzülüyoruz." Ama inanın bana, süzülmek istemezsiniz.
Palyaçolardan çocukken de hoşlanmazdım, bu kitaptan sonra artık nefret ediyorum. Şunu söylemeliyim ki, ilk sayfalar beni gerçekten gerdi. Gece odamda fener yakıp okudum ve yatarken "Acaba yatağımın altında palyaço var mı?" diye korkup kontrol ettim. :) Kitabın dili öyle akıcı ve kurgusu öyle sürükleyici ki 1216 sayfa nasıl akıp gidiyor hayret ediyorsunuz. Ayrıca kitapta karakterlerin çocukluk ve yetişkin hallerinin işlenişi ve geçişi ustalıkla yapılmış-ki Stephen King'e de bu yakışır. İyi okumalar dilerim.

Yağmur, O'yu inceledi.
26 Eki 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Spoi içerebilir.Blogumdan alıntılama yapıyorum.Bilgilerinize.

Kaybedenler Kulübü: Mutsuz hayatların birleştirdiğ bir grup sosyal açıdan uyumsuz çocuğun kurdukları,kendilerini "Çorak Topraklar" olarak adlandıran Kenduskeag Nehri kıyısındaki ormanda yer alan, yer altında yer alan kulübede toplanırlar.Bu çocukların kulüp kurma sebebi Henry Bowers'ın ve ekibinin sebep olduğu eziyet ve O'nun hakkından gelebilmektir.

Ana Karakterler;

William 'Bill' Denbrough; Kulübün en kendinden emin kişisi olduğu için lider seçiilir.Kardeşi George'un intikamını almak istiyor.Sağanak yağmurda onu dışarıya yollaması nedeniyle kendisini sorumlu tutan dünya tatlısı bir çocuk ve abi.Bu sebepten dolayı ailesi kendisine soğuk ve mesafeli davranır.O'nun yenilmesini sağlayan kişi.Yetişkinliğinde Aundra Phillips ile evlenir ve yazardır.

Benjamin 'Ben Hanscom; Kulübe katılmadan önce boş zamanlarını kütüphanede geçiren,obez oluşu nedeniyle dışlanan,mekanik ve mimari becerileri sayesinde kulübe çok yardımcı olmuştur.Yetişkinliğinde fit bir adam ve uluslar arası üne sahip bir mimar olmuştur.

Beverly 'Bey' Marsh (sonra Rogan); Grubun tek kız üyesi.Babasının kötü muamelesne maruz kalan bir kız.Bill'e ilgi duyuyor.Spanda becerili vedyetişkinliğinde Chicago'da modacı olmuş e Tom Rogan ile evlendi.Berbat bir hayat sürmeye yetişkinliğinde de devam ediyor.

Richard "Richie" Tozier; Taklit ve şaka yeteneği sayesinde silah olarak O'na karşı kullanır.Yetişkinliğinde DJ olur.

Edward "Eddie" Kaspbrak; Hipokondriyak astımı ve narin bir yapıya sahip.Annesi kendine bağlı tutmaya çalışır ama başaramaz.Yetişkinliğinde limuzin şirketi kurar ve annesine benzeyen bir kadınla evlendi.

Michael "Mike Hanlon"; Irkçılığa maruz kalan ve babasından nefret eden bir çocuk.Derry'nin tarihi ile ilgili bir albümü var ve yetişkinliğinde kütüphaneci oldu.Yıllar sonra O'nun ortaya çıkmasıyla gruba ulaşmaya çalışır ama kimse gelmez.

Stanlet "Stan" Uris; En şüpheci üye.Mantık,düzenlililik ve temizlik onun kişiliğinin iliklerine kadar işler.Yetişkinliğinde çok iyi bir muhasebe şirketinde çalışır ve 1985'te Mike'tan aldığı telefonla intihar eder.

Palyaço Pennywise; Derry'nin ta kendisi.Yer altında kaldığı 27 yıl boyunca nefretle iyileşir ve 1985'te tekrar başlar.

Konusu;

George'un yağmurlu bir havada kayık yüzdürmesiyle başlıyor,herşey.Kayık bir kanalizasyon mazgalına düşer ve orada bir palyaço tarafından George öldürülür.Bu yaratık öldürdüğü insanların kılığına giriyor ve yaratık er uyandığında felaketler doğurup,cinayet,yangın vb. şeyler yapar.Kendilerine Kaybedilenler Kulübü adını takan yedi çocuğun bu yaratığı fark edip peşine düşmesiyle devam ediyor.Kaybedenler Kulubü O'nu yakalar ve 1958 yılında yaralarlar.Çocuklar onun öldüğünü düşünerek giderler ama 27 yıl boyunca nefretle iyileşir ve tekrar atağa geçer.!985 yılında şehirde sadece Mike kalır ve olaylar başladığında arkadaşlarını aradığında sadece Stan intihar ettiği için gelememiş,diğerleri gelmiştir.Ve olaylar yaşanır.

Berke Can Turan, O'yu inceledi.
02 Eki 2017 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 10/10 puan

“It/O (1986)” Stephen King

Bir korku eserinin konusu ne olur? Cinler, periler, hayaletler, vampirler, kurt adamlar; ya da daha gerçekçi korkular üzerinden yola çıkacak olursak örümcekler, yükseklik korkusu veya megafobiyi tetikleyen unsurlar diyebiliriz. Peki bunların arasından hangisini kullanırsanız başarılı ve belki de tüm zamanların en başarılı korku/gerilim destanını kaleme alabilirsiniz? Cevap; hiçbiri. Evet, çünkü bence yazılmış en başarılı gerilim destanı kendisine konu olarak palyaço seçmiş. Aslında tam olarak böyle denemez. Zamanımızın en büyük yazarlarından biri olan Stephen King’in 9 Eylül 1981 ve 28 Aralık 1985 tarihleri arasında kaleme aldığı 1212 sayfalık şaheser için sadece palyaço fobisini konu alıyor demek hakaret olur. Daha çok, korkunun kendisini konu alıyor diyebiliriz. Korkunun kendisinin bir fiziksel şekle bürünmesi fikri yeterince daha kaleme alınmadan bile tüyler ürpertici değil mi zaten? Tam da buradan kitabımızın konusuna bağlanabiliriz:

“O” adlı eserimiz, Amerika’da küçük bir kasaba olan Derry’nin altında, kanalizasyonlarında yaşayan gizemli bir varlığı konu alıyor. Bu varlık kimi zaman kendisini rüyalarda, hayallerde; kimi zaman da fiziksel gerçeklikte gösteriyor. Kitabımızın ana karakterleri de, kasabada her 27 yılda bir gerçekleşen felaketlerin ve çocuk ölümlerinin farkına varan ve bu korkunç yaratıkla yıllar önce savaşıp onu bir süreliğine yenen yedi çocuk. Fakat O’nun sonu gerçekten gelmiş miydi? Olaylardan tam 27 yıl sonra kasabadan gelen bir telefonla O’nun geri döndüğünü öğrenen artık yetişkin birer birey olan karakterlerimiz hafızalarına gömdükleri en korkunç kabuslarıyla tekrar yüzleşmek zorunda kalırlar.

Kısa Bilgi: Kitabın 1990 yılında televizyon için yapılmış bir mini dizisi çekildi. Zamanında fazlasıyla beğenilen bu yapıttan sonra bu ay kitabın bir de sinema filmi uyarlaması vizyona girdi. Yani çekilen mini diziden tam 27 yıl sonra…

Kitabın olay örgüsünü ve konusunu fazla eşelemek istemiyorum, sürpriz kaçıran olmak hoşuma gitmez. Ama şunu söyleyebilirim ki, dışarıdan kimilerine göre zayıf görülebilecek (katil palyaço çocuk avına çıkıyor)bir konu ancak bu kadar güzel işlenebilirdi. Çünkü bin küsür sayfayı arşınlarken farkına varıyorsunuz ki Pennywise aslında bir sembol. Pennywise aslında korkunun ta kendisi. Ve bu korku inançtan alıyor kaynağını. Kitap boyunca olan garip olaylar bariz bir şekilde kasabadaki herkesin gözüne sokuluyor ama her defasında kasabanın yetişkinleri sinir bozucu bir şekilde olanları görmezden geliyor, daha doğrusu göremiyor. Dediğim gibi; çünkü Pennywise’ın korkusunun kaynağı tamamen inanç. Herkes yaşamıştır. Evde teksinizdir ve sesler duyarsınız. Ne kadar klişe değil mi? Yetişkin biri bunun üst kattan geldiğine, dışardan geldiğine ya da kulaklarının yanıldığına kısacası orada bir şey olmadığına kendisini o kadar körü körüne şartlamıştır ki, orada bir şey varsa da göremez. Çünkü yetişkinler korkuya inanmaz. Bir çocuk böyle düşünmez mi? Anne baba korkmaz. Fakat çocuklar böyle midir? Evde tekken duyulan küçük bir tıkırtı çocuğun inancını öyle bir harekete geçirir ki, hayal gücünün neler düşündüğünü bir yetişkinin asla aklı almaz. Peki inanç başka ne işe yarıyor? Korkuları yenmeye. Yüzyıllar boyunca kasabaya dehşet saçan, küçük çaplı cinayetlerden büyük çaplı katliamlara kadar her şeyin arkasında parmağı olan korkunç bir varlıkla savaşıp onu yenmeyi başaran neden sadece bir grup çocuk? Çünkü korkularınızı yenmenin en güçlü yolu da inanmaktır. İnanmazsan savaşamazsın.

Peki bu adam ne yazdı 1212 sayfa boyunca? 1212 sayfa boyunca, 27 yıllık bir sürecin eş zamanlı anlatımına tanık oluyoruz, ve bu 27 yıllık süreç boyunca karşımıza çıkan her karakterin detaylı bir hikayesini okuyoruz. İddia ediyorum, karakter yaratmayı Stephen King’den daha iyi beceren bir yazar daha okumadım. Bu denli gerçek dışı bir romanda bu kadar gerçekçi ve insana ayna gibi tutulmuş karakterler yazmak gerçekten büyük bir beceri. Elbette bunu sadece yazarın bu kitabında görmüyoruz. “Göz” adlı kitapta, Carrie ile empati kurabiliyoruz; “Diriliş”te Charles Jacobs’ın insanın tüylerini ne kadar diken diken edebileceğini görüyoruz; Kara Kule serisinde Silahşor’un maceralarını nefessiz takip edebiliyoruz. Kısacası; romanın içine girebiliyoruz.

Korkuyla yüzleşmenin ne denli önemli olduğunu ve çocukların gücünü asla hafife almamamız gerektiğini öğütleyen bu eseri okumak bir bardak su içmeye benzedi diyebilirim. Akıcı ve hızlı. Zaten kitaba ne kadar hayranlık duyduğumu bütün bir yazım boyunca fazlasıyla dile getirdiğimi umarak “Kesinlikle tavsiye ediyorum.” tarzı klişe bir cümle kurmayacağım, sadece; O’nun karanlık dünyasına adım atarken yanınıza aldığınız bir bardak kahveye daha çok dudak payı bırakmanızı öneriyorum, dökmeden içmek o anda aklınıza gelmeyebilir.

“Korku doğurgandır, çocuğu da öfkedir ve öfke intikam ister.” – syf. 1086
---

Hümeyra Akbulut, O'yu inceledi.
23 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 19 günde · Beğendi · 9/10 puan

.
.
.
Farklı yıl aralıklarında kaybolan, ölen, ölü bulunan hala bulunamayan çocuklar ...
.
Kiminin rüyasında, hayallerinde
Kimininse hayalet, palyaço, Mumya, cüzzamlı, korkunç kuşlar şeklinde gördüğü yaratık ...

Neden sadece çocuklara görünüyor, çocuklara zarar veriyordu?
.
Şehrin altında kanalizasyonda hatta evlerin giderlerine kadar ulaşan sorun neydi?
.
Herşeye susan görmeyen yada görmek istemeyen insanların yaşadığı kaosu bitmeyen susmayan şehir ...
.
DERRY...
.
Ve yedi koca yürek ...
Şehrin pisliginde yetişen , yeseren, parlayan güneş ...
Koca şehri kaplayan yaratıkla uğraşan küçük yürekler ...
.
Dostluğu, arkadaşlığı, birlik ve beraberlikle verilen savaşta kara bulutların eksik olmadığı şehre çocuklarımı yanlız bırakma diyerek kara kaplı kitapla içine alan KING amcam sıksam da bırakmam diyerek tuğla versiyonu eserini okutturuyor....
.
.
.
Peki Pennwise kimdi?
.
.
.
#O
#StephenKing
#AltınKitaplar
#DerryŞehri
#Pennywise
#BillDenbrough
#BeverlyRogan
#BenHanscom
#EddieKaspbrak
#RichardTozier
#StanUris
#MikeHanlon
#HümeyranınKütüphanesi

Nursena, bir alıntı ekledi.
21 Ağu 2017 · Kitabı okuyor · Beğendi · 10/10 puan

"Ne alırsan bedelini ödersin, ancak bedelini ödediğin şeyin sahibisindir..."

O, Stephen King (Sayfa 99)O, Stephen King (Sayfa 99)
Nursena, bir alıntı ekledi.
21 Ağu 2017 · Kitabı okuyor · Beğendi · 10/10 puan

"Ne ekersen onu biçersin."

O, Stephen King (Sayfa 99)O, Stephen King (Sayfa 99)
mithrandir21 | Uğur, bir alıntı ekledi.
12 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Pennywise
Bazıları şehirden geçen bir serserinin işi diyor. Çoktan gittiğini düşünüyorlar. Başkalarının tanınmamak için palyaço kılığına girmiş bir Derry'li olduğunu iddia ediyor. Kurbanlardan ilkini geçen yıl Witcham ve Jackson'ın köşesinde kolu koparılmış olarak bulmuşlar. Ben daha gelmemiştim. Adı Denbrough'muş, George Denbrough*. Zavallı velet.

22/11/63, Stephen King (Sayfa 134 - Altın Kitaplar)22/11/63, Stephen King (Sayfa 134 - Altın Kitaplar)
Mustafa Merthan Merdoğlu, O'yu inceledi.
22 Mar 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Okuduğum ilk King romanı. Bitirdikten sonra "acaba bu yazar fazla mı abartılıyor?" diye düşündüm. Korku/Gerilim türünde olması okudukça insanın kâbuslarına gireceği anlamına gelmez elbette. Ama en azından bazı yerlerinde biraz olsun gerilmeyi beklerdim. Anlatım tarzına gelince, ustalıkla yazıldığının hakkını vermem gerekir. Sadece anlamsız derecede uzun ve bir çoğu gereksiz parantez içleri okumayı zorlaştırıyor. Gereksiz açıklamalar çıkarılsa kitaptan yaklaşık 50 sayfa eksilirdi ve bu yalınlık insanda korku hissi uyandırabilirdi.

Şu anda hatırlamıyorum (kitaba tekrar baktığımda güncelleyeceğim) ama bir sayfasında Medyum romanından bir karakterin kısaca hikâyesinin anlatıldığı dipnot olarak düşülmüştü. Okuduktan sonra hem o karakterin hikâyesini merak ettiğimden, hem de acaba King'in diğer kitapları nasıldır diye düşündüğümden Medyum'a başladım. Hâlâ okuyorum ve O'dan çok daha sürükleyici geldi. Demek ki gerilim romanının insanı gerebilmesi için yazarın kendisini kasmasına gerek yokmuş.

*SPOILER*SÜRPRİZBOZAN*

Sonununda Pennywise'ın bu kadar kolay yenilmesine hâlen anlam veremiyorum. Tamam kahramanlar palyaçoyu manevi güçleriyle yendiler ama çok daha etkileyici bir "boss fight" yazılabilirdi.

Hüseyin Düver, Rüya Avcısı'ı inceledi.
25 Şub 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 7/10 puan

Kitap King'in kanserle savaştığı dönemde yazılmış. İçinde olduğu psikoloji de doğrudan kitabın çatısına yansımış durumda. Öncelikle asalak şekilde yaşayan uzaylı bir kansere açıkça benzetiliyor. Beyinde verilen bir savaş geçiriliyor. Ve bir de trajikomik olarak geçen osuruk mevzusu var. Yazarın Yazma sanatı kitabını okuyanlar dadısıyla ilgili anılarını belki bilirler bana bu kadar odaklanması direk onu yansıttı. Diğer açıdan kurgusal olarak da kitap "O" ile büyük ölçüde paralel ki bir noktada Pennywise geçince gülümsetti. Yine bilenler bilir King kitaplarının bir çoğu aynı evrendedirler ve birbirlerine selam çakarlar.