• 1_Sapık---->Norman Bates
    2_Cinnet--->Jack Torrance
    3_Kuzuların Sessizliği--->Hannibal Lecter
    4_Karayip Korsanları--->Davy Jones
    5_Mavi Kadife--->Frank Booth
    6_Harry Potter--->Lord Voldemort
    7_Blade Runner--->Roy Batty
    8_Yüzüklerin Efendisi--->Saruman
    9_Star Wars--->Darth Vader
    10_Elm Sokağı Kabusu--->Freddy Kruguer
    11_13.Cuma--->Jason Voorhees
    12_Hallowen--->Micheal Myers
    13_Halka--->Samara
    14_O--->Pennywise
    15_Ölüm Kitabı--->Annie Wilkes
    16_Hobbit--->Azog
    17_Exorcist--->Regan Macneil
    18_Testere--->Jigsaw
    19_Evdeki Düşman--->Esther Coleman
    20_Kara Şövalye--->Joker
    21_Otomatik Portakal--->Alex
    22_Whiplash--->Terence Fletcher
    23_Leon--->Norman Stansfield
    24_X-Men--->Magneto
    25_İhtiyarlara yer yok--->Anton Chigurh
    26_Zincirsiz--->Calvin Candie
    27_Soysuzlar Çetesi--->Hans Landa
    28_Matrix--->Ajan Smith
    29_Yeşil Yol--->Percy
    30_Kayıp Kız--->Amy Dunne
    31_Gladyatör--->Commodus
    32_Esaretin Bedeli--->Müdür Norton
    33_İyi, kötü ve çirkin--->Tuco(çirkin)
    34_Ali baba ve kırk haramiler--->haramibaşı erol
    35_Tarkan viking kanı--->toro
    36_Kibat Feyzo--->Maho Ağa
    Ve Bonus
    37_Sezercik(öksüzler)--->Şişko Nuri :)))
  • MERHABA, DERRY'E HOŞGELDİNİZ ... BEN PALYAÇO PENNYWİSE VE BİR NOKTADAN SONRA -ÖZELLİKLE DE ÇOCUK İSENİZ YÜZÜNÜZÜ PARÇALARA AYIRIP YİYECEĞİM. İYİ GÜNLER!
    Size ufak bir tur attırmama izin verin, burası Derry Kasabası. Az ileride hediyelik eşya dükkanı var, biraz daha ilerde ise kasabanın su kulesini görebilirsiniz. Eee, şey şu aşağıdaki de mazgallar. Orada Pennywise adında ne idüğü bilinmez bir yaratık yaşıyor. Çok yaklaşmayın! Sizi de parçalara ayırabilir. Korkmayın canım, 27 yılda bir uyanıyor. Tek istediği biraz çocuk eti sonra uykusuna çekilecek. "Hepimiz burda süzülüyoruz." Ama inanın bana, süzülmek istemezsiniz.
    Palyaçolardan çocukken de hoşlanmazdım, bu kitaptan sonra artık nefret ediyorum. Şunu söylemeliyim ki, ilk sayfalar beni gerçekten gerdi. Gece odamda fener yakıp okudum ve yatarken "Acaba yatağımın altında palyaço var mı?" diye korkup kontrol ettim. :) Kitabın dili öyle akıcı ve kurgusu öyle sürükleyici ki 1216 sayfa nasıl akıp gidiyor hayret ediyorsunuz. Ayrıca kitapta karakterlerin çocukluk ve yetişkin hallerinin işlenişi ve geçişi ustalıkla yapılmış-ki Stephen King'e de bu yakışır. İyi okumalar dilerim.
  • İlk söylemek istediğim en iyi okuduğum korku romanı. Stephen King'in filmlerini izleyenler bilirler, nasıl insanı gereceğini çok iyi başaran bir yazar. Kitaplarında ise emin olun filmlerden daha başarılı. Çünkü çoğu yönetmen filmlerini yansıtamadılar yani beceremediler. Kitaplarında hayal gücünüzü kullanarak korkunun, gerilimin tadına varabilirsiniz.
    Bir kitabında şu yazısını okumuştum: ''Vampirlere inanmıyorsanız gelin yanıma oturun size vampirlerin gerçek olduğunu inandırayım.'' (''Korku Ağı'')
    Yani demek istiyor ki öyle bir yazarım ki aklınızı alırım. Sizlere kendimi inandırırım ve bunu kitaplarımda başarırım. Böyle bir yazardan bahsediyoruz. Gerilimde bana göre ve çoğu okura göre de listenin 1.sırasında yer alır.

    Şimdi artık ''O'' kitabına giriş yapabiliriz. Bir kasaba düşünün, bu kasabada çocukların başına bela olan bir palyaçodan bahsediyor. Palyaço ama tam bir baş belası. Şunu da belirtmek istiyorum. King'in videosunu izlemiştim söylediği: Herkes canavarlarla, vampirlerle ve iblislerle korkutur ben farklı olanı, hiç olmayanı deneyeceğim demişti. Evet bu palyaço oldu (PENNYWISE) zaten bu kitabından sonra da çoğu yönetmen Palyaço temalı korku filmleri çekmiş.

    Kitaba tekrar değinirsem küçük çocuklar kasabada kayboluyor ve 27 yıl da bir gelen Pennywise kaçırıyor ve onlarla besleniyor. Çocukların kabusu oluyor Elm sokağındaki Freddy gibi desek örneğe yerinde olur. Bazen gerçek görünüyor bazende kabuslarında. Tabii baş rollerde küçük çocuklar bulunuyor, bu çocukların kendi yaşamından hikayelerde ayrı bir güzellik ve anlam katmış kitaba. King'in bir özelliği de betimlemeleri; öyle bir anlatır ki sizleri alır o kasabanın içine sokar sayfaları çevirdikçe kendinizi kasabada buluvermiş görürsünüz ve gerilim iyice artar. Bu işte de en iyisi diyebilirim. Çocuklar büyüyor ve tam 27 yıl sonra tekrar ortaya çıkıyor Pennywise. Bu konuda daha fazla yazmak istemiyorum okuyun ve neler olduğunu görün.

    Son olarak şunu da belirtmeden duramayacağım. Ben hiçbir korku filminde bu kadar gerilmemiştim. Kalbimin gece gece nasıl hızlı hızlı vurduğunu ve kitabı yana bırakıp okumadığım anlar oldu. Derin derin nefesler alıp tekrar başlıyordum. O kocaman kitabı elimden attığımı da biliyorum. Atma sebebim ise gerilmem ve heyecanlanmamdı.
    Kitap bana göre King'in en iyi kitabı hatta hatta bundan iyi kitap yok. (Korku ve gerilim tarzında en iyisi)
    Zaten google a soruncada en başta ''O'' kitabı çıkıyor.

    Bu benim ilk uzun incelemem. Amatörce :)

    Murat Ç
    'ye teşekkür ederim :)
    (O kadar King okuduğumu ve hiç inceleme yapmadığımı söylemişti. Beni gaza getiren adamdır. Tekrar teşekkür ederim.)
  • Spoi içerebilir.Blogumdan alıntılama yapıyorum.Bilgilerinize.

    Kaybedenler Kulübü: Mutsuz hayatların birleştirdiğ bir grup sosyal açıdan uyumsuz çocuğun kurdukları,kendilerini "Çorak Topraklar" olarak adlandıran Kenduskeag Nehri kıyısındaki ormanda yer alan, yer altında yer alan kulübede toplanırlar.Bu çocukların kulüp kurma sebebi Henry Bowers'ın ve ekibinin sebep olduğu eziyet ve O'nun hakkından gelebilmektir.

    Ana Karakterler;

    William 'Bill' Denbrough; Kulübün en kendinden emin kişisi olduğu için lider seçiilir.Kardeşi George'un intikamını almak istiyor.Sağanak yağmurda onu dışarıya yollaması nedeniyle kendisini sorumlu tutan dünya tatlısı bir çocuk ve abi.Bu sebepten dolayı ailesi kendisine soğuk ve mesafeli davranır.O'nun yenilmesini sağlayan kişi.Yetişkinliğinde Aundra Phillips ile evlenir ve yazardır.

    Benjamin 'Ben Hanscom; Kulübe katılmadan önce boş zamanlarını kütüphanede geçiren,obez oluşu nedeniyle dışlanan,mekanik ve mimari becerileri sayesinde kulübe çok yardımcı olmuştur.Yetişkinliğinde fit bir adam ve uluslar arası üne sahip bir mimar olmuştur.

    Beverly 'Bey' Marsh (sonra Rogan); Grubun tek kız üyesi.Babasının kötü muamelesne maruz kalan bir kız.Bill'e ilgi duyuyor.Spanda becerili vedyetişkinliğinde Chicago'da modacı olmuş e Tom Rogan ile evlendi.Berbat bir hayat sürmeye yetişkinliğinde de devam ediyor.

    Richard "Richie" Tozier; Taklit ve şaka yeteneği sayesinde silah olarak O'na karşı kullanır.Yetişkinliğinde DJ olur.

    Edward "Eddie" Kaspbrak; Hipokondriyak astımı ve narin bir yapıya sahip.Annesi kendine bağlı tutmaya çalışır ama başaramaz.Yetişkinliğinde limuzin şirketi kurar ve annesine benzeyen bir kadınla evlendi.

    Michael "Mike Hanlon"; Irkçılığa maruz kalan ve babasından nefret eden bir çocuk.Derry'nin tarihi ile ilgili bir albümü var ve yetişkinliğinde kütüphaneci oldu.Yıllar sonra O'nun ortaya çıkmasıyla gruba ulaşmaya çalışır ama kimse gelmez.

    Stanlet "Stan" Uris; En şüpheci üye.Mantık,düzenlililik ve temizlik onun kişiliğinin iliklerine kadar işler.Yetişkinliğinde çok iyi bir muhasebe şirketinde çalışır ve 1985'te Mike'tan aldığı telefonla intihar eder.

    Palyaço Pennywise; Derry'nin ta kendisi.Yer altında kaldığı 27 yıl boyunca nefretle iyileşir ve 1985'te tekrar başlar.

    Konusu;

    George'un yağmurlu bir havada kayık yüzdürmesiyle başlıyor,herşey.Kayık bir kanalizasyon mazgalına düşer ve orada bir palyaço tarafından George öldürülür.Bu yaratık öldürdüğü insanların kılığına giriyor ve yaratık er uyandığında felaketler doğurup,cinayet,yangın vb. şeyler yapar.Kendilerine Kaybedilenler Kulübü adını takan yedi çocuğun bu yaratığı fark edip peşine düşmesiyle devam ediyor.Kaybedenler Kulubü O'nu yakalar ve 1958 yılında yaralarlar.Çocuklar onun öldüğünü düşünerek giderler ama 27 yıl boyunca nefretle iyileşir ve tekrar atağa geçer.!985 yılında şehirde sadece Mike kalır ve olaylar başladığında arkadaşlarını aradığında sadece Stan intihar ettiği için gelememiş,diğerleri gelmiştir.Ve olaylar yaşanır.
  • “It/O (1986)” Stephen King

    Bir korku eserinin konusu ne olur? Cinler, periler, hayaletler, vampirler, kurt adamlar; ya da daha gerçekçi korkular üzerinden yola çıkacak olursak örümcekler, yükseklik korkusu veya megafobiyi tetikleyen unsurlar diyebiliriz. Peki bunların arasından hangisini kullanırsanız başarılı ve belki de tüm zamanların en başarılı korku/gerilim destanını kaleme alabilirsiniz? Cevap; hiçbiri. Evet, çünkü bence yazılmış en başarılı gerilim destanı kendisine konu olarak palyaço seçmiş. Aslında tam olarak böyle denemez. Zamanımızın en büyük yazarlarından biri olan Stephen King’in 9 Eylül 1981 ve 28 Aralık 1985 tarihleri arasında kaleme aldığı 1212 sayfalık şaheser için sadece palyaço fobisini konu alıyor demek hakaret olur. Daha çok, korkunun kendisini konu alıyor diyebiliriz. Korkunun kendisinin bir fiziksel şekle bürünmesi fikri yeterince daha kaleme alınmadan bile tüyler ürpertici değil mi zaten? Tam da buradan kitabımızın konusuna bağlanabiliriz:

    “O” adlı eserimiz, Amerika’da küçük bir kasaba olan Derry’nin altında, kanalizasyonlarında yaşayan gizemli bir varlığı konu alıyor. Bu varlık kimi zaman kendisini rüyalarda, hayallerde; kimi zaman da fiziksel gerçeklikte gösteriyor. Kitabımızın ana karakterleri de, kasabada her 27 yılda bir gerçekleşen felaketlerin ve çocuk ölümlerinin farkına varan ve bu korkunç yaratıkla yıllar önce savaşıp onu bir süreliğine yenen yedi çocuk. Fakat O’nun sonu gerçekten gelmiş miydi? Olaylardan tam 27 yıl sonra kasabadan gelen bir telefonla O’nun geri döndüğünü öğrenen artık yetişkin birer birey olan karakterlerimiz hafızalarına gömdükleri en korkunç kabuslarıyla tekrar yüzleşmek zorunda kalırlar.

    Kısa Bilgi: Kitabın 1990 yılında televizyon için yapılmış bir mini dizisi çekildi. Zamanında fazlasıyla beğenilen bu yapıttan sonra bu ay kitabın bir de sinema filmi uyarlaması vizyona girdi. Yani çekilen mini diziden tam 27 yıl sonra…

    Kitabın olay örgüsünü ve konusunu fazla eşelemek istemiyorum, sürpriz kaçıran olmak hoşuma gitmez. Ama şunu söyleyebilirim ki, dışarıdan kimilerine göre zayıf görülebilecek (katil palyaço çocuk avına çıkıyor)bir konu ancak bu kadar güzel işlenebilirdi. Çünkü bin küsür sayfayı arşınlarken farkına varıyorsunuz ki Pennywise aslında bir sembol. Pennywise aslında korkunun ta kendisi. Ve bu korku inançtan alıyor kaynağını. Kitap boyunca olan garip olaylar bariz bir şekilde kasabadaki herkesin gözüne sokuluyor ama her defasında kasabanın yetişkinleri sinir bozucu bir şekilde olanları görmezden geliyor, daha doğrusu göremiyor. Dediğim gibi; çünkü Pennywise’ın korkusunun kaynağı tamamen inanç. Herkes yaşamıştır. Evde teksinizdir ve sesler duyarsınız. Ne kadar klişe değil mi? Yetişkin biri bunun üst kattan geldiğine, dışardan geldiğine ya da kulaklarının yanıldığına kısacası orada bir şey olmadığına kendisini o kadar körü körüne şartlamıştır ki, orada bir şey varsa da göremez. Çünkü yetişkinler korkuya inanmaz. Bir çocuk böyle düşünmez mi? Anne baba korkmaz. Fakat çocuklar böyle midir? Evde tekken duyulan küçük bir tıkırtı çocuğun inancını öyle bir harekete geçirir ki, hayal gücünün neler düşündüğünü bir yetişkinin asla aklı almaz. Peki inanç başka ne işe yarıyor? Korkuları yenmeye. Yüzyıllar boyunca kasabaya dehşet saçan, küçük çaplı cinayetlerden büyük çaplı katliamlara kadar her şeyin arkasında parmağı olan korkunç bir varlıkla savaşıp onu yenmeyi başaran neden sadece bir grup çocuk? Çünkü korkularınızı yenmenin en güçlü yolu da inanmaktır. İnanmazsan savaşamazsın.

    Peki bu adam ne yazdı 1212 sayfa boyunca? 1212 sayfa boyunca, 27 yıllık bir sürecin eş zamanlı anlatımına tanık oluyoruz, ve bu 27 yıllık süreç boyunca karşımıza çıkan her karakterin detaylı bir hikayesini okuyoruz. İddia ediyorum, karakter yaratmayı Stephen King’den daha iyi beceren bir yazar daha okumadım. Bu denli gerçek dışı bir romanda bu kadar gerçekçi ve insana ayna gibi tutulmuş karakterler yazmak gerçekten büyük bir beceri. Elbette bunu sadece yazarın bu kitabında görmüyoruz. “Göz” adlı kitapta, Carrie ile empati kurabiliyoruz; “Diriliş”te Charles Jacobs’ın insanın tüylerini ne kadar diken diken edebileceğini görüyoruz; Kara Kule serisinde Silahşor’un maceralarını nefessiz takip edebiliyoruz. Kısacası; romanın içine girebiliyoruz.

    Korkuyla yüzleşmenin ne denli önemli olduğunu ve çocukların gücünü asla hafife almamamız gerektiğini öğütleyen bu eseri okumak bir bardak su içmeye benzedi diyebilirim. Akıcı ve hızlı. Zaten kitaba ne kadar hayranlık duyduğumu bütün bir yazım boyunca fazlasıyla dile getirdiğimi umarak “Kesinlikle tavsiye ediyorum.” tarzı klişe bir cümle kurmayacağım, sadece; O’nun karanlık dünyasına adım atarken yanınıza aldığınız bir bardak kahveye daha çok dudak payı bırakmanızı öneriyorum, dökmeden içmek o anda aklınıza gelmeyebilir.

    “Korku doğurgandır, çocuğu da öfkedir ve öfke intikam ister.” – syf. 1086
    ---
  • .
    .
    .
    Farklı yıl aralıklarında kaybolan, ölen, ölü bulunan hala bulunamayan çocuklar ...
    .
    Kiminin rüyasında, hayallerinde
    Kimininse hayalet, palyaço, Mumya, cüzzamlı, korkunç kuşlar şeklinde gördüğü yaratık ...

    Neden sadece çocuklara görünüyor, çocuklara zarar veriyordu?
    .
    Şehrin altında kanalizasyonda hatta evlerin giderlerine kadar ulaşan sorun neydi?
    .
    Herşeye susan görmeyen yada görmek istemeyen insanların yaşadığı kaosu bitmeyen susmayan şehir ...
    .
    DERRY...
    .
    Ve yedi koca yürek ...
    Şehrin pisliginde yetişen , yeseren, parlayan güneş ...
    Koca şehri kaplayan yaratıkla uğraşan küçük yürekler ...
    .
    Dostluğu, arkadaşlığı, birlik ve beraberlikle verilen savaşta kara bulutların eksik olmadığı şehre çocuklarımı yanlız bırakma diyerek kara kaplı kitapla içine alan KING amcam sıksam da bırakmam diyerek tuğla versiyonu eserini okutturuyor....
    .
    .
    .
    Peki Pennwise kimdi?
    .
    .
    .
    #O
    #StephenKing
    #AltınKitaplar
    #DerryŞehri
    #Pennywise
    #BillDenbrough
    #BeverlyRogan
    #BenHanscom
    #EddieKaspbrak
    #RichardTozier
    #StanUris
    #MikeHanlon
    #HümeyranınKütüphanesi