"...Neşeyle yükselip yanan bir ateşin bir tesadüf sonucu sönmesi gibi ölmeyi kenara atılan ve yerde büklüm büklüm olup ayaklar altında ezilirken seğirip sönen bir mum ışığına tercih ediyordu.
Uçurumdan aşağıya düşerken dans ederken düşmek istiyordu..."
"...Eski zamanlardaki kraliçeler gibi destansı ve efsanevi bir şekilde ölmek istiyordu. Göz alıcı bir yaşam sürmüştü o halde ölümü de öyle olmalıydı, binlerce kişiyi uykulu hayranlığından bir kez daha silkeleyerek uyandırmalıydı..."
"...Boşuna ve cilveli olmadan içkiye ve aşırı canlılığa sahip olan sizler, hiç gevezelik etmeden, tanrılara bu kadar doğal ışık verdiniz. Adil, zarif bir ruh..."
"..Fakat burada yıllardan beri egemenliğini sürdüren ve yerinden gönderilmek istemeyen sessizliğin görünmez duvarına tosluyordu her defasında. Mumlar bile bunu hisseder gibiydi; sessiz sessiz tıslıyor, sıcak damlalarını gözyaşı misali aşağıya akıtıyordu..."
"...Hayatının çiçeklik katığını huzursuz ve heyecanlı bir ritimle durmaksızın sallayan dalgalar gibi kendi hayatının da mırıltılarla ileriye doğru sürüklendiğini durmadan hissediyordu..."