Travma anları içsel bir aydınlanmanın, eşyadan uzaklaşmanın, Allah’a yaklaşmanın geçit anları olabilir. Çok büyük silkenişlere, dirilişe gebe anlardır bunlar. Teslimiyet gerek. Teslimiyet, sürekli anda kalabilmek, ânın evladı olmak, hayatla organik bir ilişki kurmak, telaş içinde yaşamamak demektir. Gayreti elden bırakmadığımız müddetçe yolumuz nasibimize çıkacaktır.
..Bir kaderullah var ve o her daim bir akış halinde. Ben gayret ederim ama o akış içindeyim ve o akışın karşıma ne çıkaracağını, bana ne göstereceğini bilmiyorum.
Gayretimin mutlak bir karşılığı olacak diye düşünmemek gerekiyor. Bu sebep-sonuç ilişkisi tümüyle mantığa dayalı, oysa insan sadece mantıkla tatmin olmaz, duygu arar..
Hayatın içinde şu an nereden başlarsa başlasın insan, hangi koşulun içine doğarsa doğsun, gittiği yöndür onun kim olduğunu belirleyen şey. Başladığı yer içine doğduğu koşullar değil. Çekingen ve hassas bir başlangıç fikri, gücü elde eden için kararlı ve bir ideal uğruna her şeyini feda edebilecek cesareti ulaşabilir hale geliyor. Öğüt alana verilir, alana her daim öğüt verilir veriliyor.