Bunca mevsimlerin oyup, yontup genişlettiği ruhumuz; hayatın birçok ganimetlerini okşamış ellerimiz, eyvah! Sonunda bomboş kalacak! Etrafımızdaki güzellikler bu rüzgarlarla dağılarak ve bu güruhlarla sönerek onlar da bizim gibi geçip gidiyor! Onların da nazlı vücutları ve ruhları rüzgarlı ve fani malzemelerden örülmüştür! Eyvah! Ümit, aşk, emel ve şefkat gibi bütün aydınlıkların karardığı bir ufka doğru yüzüyoruz. Ufukta dökülerek zeval bulan ışıklar!
Hayat ancak akan, mahvolan, muhteşem bir şelale, hayat, bu geçen şey, demin tekmil ve şimdi bozulan bu şekil ve şimdi mevcut fakat uçan bu koku, solan bu renk, dağılan bu saatmiş!
Her milletin müzelerini dolduran tezyinì sanatlara ait çeşit çeşit eşyaların çokluğu ve bu eski şeylerin her zaman değişip yenilenmesi gönüllerin ve ömürlerin bunlara nasıl sevgilerle bağlandıklarını göstermez mi?