“Devrimler dönüşüm anlamına gelmez mi?
Hadi filozoflar, eğitin, aydınlatın, yüksek sesle düşünüp konuşun, güneşin parıltısına koşun, halkın toplandığı alanlara yakınlaşın, iyi haberler verin, alfabeyi öğretin, hakları ilan edin, çoşkulu tohumlar ekin, meşelerden yeşil dallar koparın. Düşünceyi bir burgaca çevirin. Bu kalabalık kitleler yücelebilir. Bazı zamanlarda ilkelerin ve erdemlerin çatırdayan, kıvılcımlar saçan, titreşen bu sonsuz tutuşmasından yararlanmayı bilelim. Bu çıplak ayaklar, bu çıplak kollar, bu yırtık pırtık elbiseler, bu cehaletler, bu iğrençlikler, bu karanlıklar idealin fethedilmesine yararlı olabilirler. Halkın arasına bakın, hakikati göreceksiniz.
Ayağınızla çiğnediğiniz o bayağı kum fırına atılıp eritilir ve kaynatılırsa görkemli kristallere dönüşecek...”