“Düşleyicime benim bir düş olduğumu söylüyorum; düşlemeyi düşlemesini istiyorum ondan, insanların başına gelen bir şeydir bu, değil mi? O zaman düş gördüklerinin bilincine varınca uyanmazlar mı?
“Bir an yoğun bir biçimde yaşamayı başarabilirsek, yaşam ağır bir ölümdür, her duygusal haz, bu uzun can çekişin onca sıçrayışından, ölüm hırıltısından biridir yalnızca.
“Bir arkadaşım bana çiçek getirdi, beklemesini, onları mezarımın üstüne koymasını söyledim ona. Gülümsedi gibi geldi bana, ama insanlar hiçbir şey anlamadıkları zaman hep gülümserler.”
“Ertesi gün, aynı saatte, kapının gene vurulduğunu işittim, bu kez vuruşlar daha güçlü, daha kararlıydı. Ama o gün de kapıyı açmak istemedim, çünkü davranışlarını bu denli çabuk düzeltenleri hiç sevmem.”