petta reddast

petta reddast
@petttareddast
Bu hesapta -ve her hesapta- sizin katılmak zorunda olmadığınız fikirler paylaşılmaktadır.
Yapısal Tasarım Mühendisi
Yıldız Teknik Üni.
Hollanda
101 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Yaşamın enformasyon ağı, meraklanan ve bilimsel yöntemle onun içinde adeta oyun oynar gibi yaşantılar üzerinden onu anlamlandırarak seçimler yapan kişiye "mutlak özgürlük" sağlayabilir mi? Mutlak özgürlük yoktur. Mutlak özgürlük, yaşamın enformasyon ağının bütünlüğüne ait seçenek çeşitliliğidir. Bu anlamda insan; zihinsel modellemelerinin sezebildiği, fark edebildiği, sorusunu sorabildiği "yaşam bağlantısallığı" kadar seçim yapabilir. Merak zaten tanımı gereği yaşamın zihinsel modellemesinin "büyümesi, zenginleşmesi, karmaşıklaşması" süreci olduğu için bu anlamda insan merak edebildiği kadar özgürdür. Kısacası, bağlantısallık açı­sından, merak edemeyen yani soru soramayan zihin özgürleşeme­yecek zihindir. Özgürleşemeyecek olmak halen özgür olmamaktan daha kötü bir bağlantısallık yoksunluğu durumudur.
Reklam
İnsan zihninin mümkün olduğu kadar erken dönemde bir ko­nuya "takık olması" çok önemli. … Bizim eğitim sistemimizde "bu takıklık'' ancak sıra dışı öğretmenler tarafından sağlanır. İyi öğretmen, "nasıl test çözülür"ü değil de merak edilen konuda öğrenciyi yüreklendiren, hatta bazen merak konusu ve akışı sağlayan öğ­retmendir. İyi öğretmen bir insanın en büyük şansıdır. Eğitimin zihin zenginleştirmek olduğunu bilen öğretmenler, merakın da zihin modellemesi olduğunun farkındadırlar. Yani eğitim zihin yapılandırmak olduğundan ve biz artık beyin anatomisinin de (connectome=nörozihin) zihin yapılanmasına göre şekillendiğini bildiğimizden, öğretmenler için en etkin beyin dönüştürücüler, en etkin beyin cerrahları öğretmenlerdir diyebiliriz!
Uzmanlık mı, hezarfenlik mi?
Çok satanlar arasına giren Outliers adlı kitabında Malcolm Gla­ dwell uluslararası kıymette bir ürün ortaya koyabilmek için bir kişinin o konuda en az 10.000 saat zihin yoğunlaşması yaşaması gerektiğini yazmış ve bu tespit ilgi toplamıştı. Bir insanın ömrü içinde böylesi bir yoğunlaşmayı ancak üç, seyrek olarak dört, nadiren beş ve üstü kere yaşayabileceğini biliyoruz. Bu merak ve yoğunlaşma fırsatlarını eğitim sistemimiz sınav hazırlıklarına harcıyor maalesef. Üniversiteyi bitiren bir öğrenci zaten en az 3, tıp gibi bir alanda uzmanlık eğitimi de yapmışsa en az 5 kez bu yoğunlaşmayı yaşayarak "uzmanlık'' hakkını alabiliyor. Oysa önce hezarfen zihnine sahip olma eğitimi sonrasında merak alanları­nın en az birinde daha derinlemesine akış ve uzmanlık eğitimi planlanmalı.
Uzmanlık mı, hezarfenlik mi?
.. senelerdir her yıl milyonlarca öğrenciye müzik eğitiminde blok flüt çaldırılan ülkemizde, bir tane bile blok flüt konçertosu besteleyen çıkmamıştır. Merak geliştirmeye yönelik değil merak soldurmaya yönelik bir örgün eğitim tavrı nedeniyle merak ır­mağının akışı daha kaynağında kurutulur.
Uzmanlık mı, hezarfenlik mi?
Ülkemizdeki eğitimin beklentisi bu yöndedir: Yeni bir çare ya da buluş düşününce "icat çıkarma': duygulanıp yazınca "edebiyat yapma'' (yeni dille "duyar kasma"), düşünüp sorgulayınca "felsefe yapma': çoğunluk vasata yanlışsınız deyince "hariçten gazel oku­ ma': avam kalabalıkta özgüvenle yürüyünce "artistlik yapma': bir şeylerden rahatsız olup neden böyle diye sorunca "caz yapma'' diye zihin akışına baraj koyar vasatın ödüllendirildiği kültür.
Reklam