Hastanede yatıp ölümü veya bir felakti beklemeyen biri bu romanı nasıl anlayabilir? Dört duvar arasında haftalarca, aylarca sırt üstü yatmaktan usanmayan biri kahramanın yaşadıklarını nasıl hissedebilir? Odada yatarken, dışarıdaki ayak seslerini her an kendine gelen bir felaket haberinin öncüsünü zannetmeyi yaşamamış biri bunun ruha verdiği azabı nasıl görebilir? Hastanenin kasvetli ruhuna alışıp orada huzur bulmaya başlayan biri eve gitmeye korktuğunu bunları yaşamayana nasıl anlatabilir? Her gün moralini yüksek tut diyen doktorun, hemşirelerin gün geldiğinde hastalık hakkında bilgi verirken, doğru mu yalan mı söylediğinden emin olamamanın insanı sürüklediği buhranı, yaşamayan nasıl bilebilir?
Tanpınar'ın dediği gibi, "Acının ve ıstırabın yegâne kitabı."
Bir de diğer Peyami Safa romanlarındaki gibi bir aşk hikayesi ile süslenmiş.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Leibniz modernliğin ilk hızının çarpıcı bir biçimde hissedildiği günlerde şunu sormuştu: «Pourquoi il y a quelque chose plutöt que rien?» Yani: «Hiçbir şey olmayabileceği halde niçin bir şey var?» Pürüzlerinden arındırdığımız takdirde bu sorunun şu şekle girdiği görülür: «Allah kâinatı niçin yarattı?» Yaratmasa da olurdu. Allah’ı bunu yapmaya veya şunu yapmamaya zorlayabilecek bir güç düşünemediğimize göre, Allah kâinatı niçin yarattı? Sorunun cevabını Allah’ tan almak isteyenler Kur’ân-ı Kerîm’den Allah’ın kâinatı kâinat içinde barınan her şeyin Allah’a kulluk etmesi için yarattığını öğreniyorlar. Hiçbir şey olmayabileceği halde bir şeyin var olması kulluk vakıasının vuku bulacak alana kavuşması sebebiyledir. Allah kâinatı kulluğun vuku bulması için yarattı.
Bir mahluk beşer ise, onun günahlarla sevapların karmakarışık duruma getirdiği bir dünya hayatı vardır. Dünya hayatının sükûnete kavuşması canlılığın terki anlamına gelir. Yaşadım diyen günaha daldım demiş olur.