Karen Armstrong daha başta teolojinin sözü fazla uzatan bir alan olduğunu söylüyor. Doğru. Ama kendisi de konuyu öyle bir geniş çerçevede anlatmış ki, Tanrı fikrinin insanlık tarihi boyunca nasıl evrildiğini adım adım görüyorsunuz.Kitap iki bölüm halinde ilerliyor. İlk bölümde Tanrı kavramının antik dönemlerden başlayıp Rönesans’a kadar nasıl değiştiğini okuyoruz. İkinci bölümde ise modern dünyaya geliyoruz.Okurken en çok dikkatimi çeken şey şu oldu: İnsanlık yüzyıllardır Tanrı’yı anlamaktan çok, onu ispatlama ya da başkalarının anlayışını çürütme çabasında olmuş gibi. Felsefeciler, din âlimleri, mistikler… Her biri kendi döneminde yeni yorumlar üretmiş ama mesele hiçbir zaman kapanmamış.Kitap aynı zamanda dinin tarih boyunca toplumlar üzerinde bıraktığı izleri de gösteriyor. Savaşlar, fanatizm, kırılmalar… Bu yüzden konu sadece inanç değil; kültür, güç ve tarih meselesi aynı zamanda.Ben bazı inançların çok hızlı geçilmesini eksik buldum. Özellikle Doğu düşüncesi ve Gök Tanrı inancı daha geniş yer bulabilirdi diye düşünüyorum.