Her birimiz kafamızda bazı konuları hapsetmiş ve takıntı yapmışızdır. Metaforik bir anlatım bakış açısıyla baktığımızda kitabın baş kahramanının kafasında takıntı haline getirdiği karşılıksız bir aşkın resminin çizildiğini görüyoruz. O saplantılı aşık, kafasında öyle bir hapseder ki, maşuk bir kelebek gibi özgürlüğüne kavuşmak için çırpınıp durur. Ama aslında o kelebeği yavaş yavaş öldürdüğünün farkında değildir. Bir koleksiyoner gibi sadece ona bakmaktan zevk alır.
Kim bilir zihnimizin içinde ne aşkları ne parlak fikirleri öldürdük durduk.
Her zaman yapman gerekir. Bir şeye inanıyorsan, eyleme geçmen gerekir. Eylemden söz etmekle yetinmek, henüz yapılmamış tablolar üzerine böbürlenmek gibidir. En korkunç davranış.