filozofların birçoğu, etik alanındaki geleneksel mistisizm tekelini kırmaya ve güya akılcı, bilimsel ve dinsel olmayan bir ahlâkı tanımlamaya çalışmışlardır. Ancak onların bu teşebbüsleri, sadece Tanrı’nın yerine toplumu koyarak, bunları toplumsal gerekçelerle haklılaştırmaya çalışmaktan ibaret olmuştur.