Kozalak

Kozalak
@pinecone
Özgürlüğümüz yoksa yalnızlığımız mıdır ?
7/10
·280 syf.·
2020 15. kitabı
Sınırda kişilik bozukluğu vakaları depresyonla karıştırıldığından bu kişilik bozukluğunun ne kadar yaygın olduğunun yeterli bilgisi elimizde mevcut değildir. Kitabı okuduktan sonra etrafımızda aslında ne kadar da çok hafif ya da ağır şiddette seyreden insanların olduğunun farkına vardığımızda gerçekten yazara içten bir teşekkür etmemek elde değil. Genelde sınırda kişilik bozukluğuna sahip insanların diğer insanlarla olan iletişimine ve etkileşimine odaklanırken, yazar, sınırda kişilik bozukluğundan muzdarip annelerin çocuklarıyla olan ilişkisini ve onların hayatlarını nasıl etkilediklerini alıntılarla birlikte oldukça sade bir dille aktarmıştır. Kitap toplamda 13 bölümden oluşmaktadır. İlk 6 bölümde, sınırda kişilik bozukluğu olan annelerin kişilik örüntüleri ve 4 duygu durumunun diğerlerinden daha baskın olup bölündüğü 4 karakter profilini açıklamıştır. Bunlarda sırasıyla “(çaresiz) kimsesiz anne”, “(korkulu) münzevi anne”, “(boşluk) kraliçe anne”, ve “(öfkeli) cadı anne”. 7.bölümde, anneleri sınırda kişilik bozukluğuna sahip çocukların 3 kısma ayırdığı çocukların karakteristik özelliklerini aktarmıştır. Bunlarda sırasıyla, “hayırlı evlat”, “hayırsız evlat” ve “kayıp çocuk”. 8.bölümde, “kurbağa prens”, “avcı”, “kral” ve “balıkçı” olarak 4’e ayırdığı babaların karakteristik özelliklerinden bahsetmiştir. 9.bölümden 13.bölüme olan kısımlarda ise, sınırda annelerin yetişkin çocuklarına nasıl bir yol izleyecekleri konusunda kılavuzluk etmektedir. Yazarın, kişilik bozukluğu konusu hakkında araştırmaların yetersiz olduğu günümüzde yazdığı bu kitap alana oldukça faydalı olmuştur diye düşünmekteyim. Karakterleri belli kısımlara ayırarak okumayı kolaylaştırmış, alıntılardan da yararlanarak yazısını zenginleştirmiştir. Yine de okurken şunları da gözden kaçırmamakta fayda var
Borderline Anneyi AnlamakChristine Ann Lawson · Sfenks Kitap · 201792 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
.."Nefretimizin bizi onlar gibi vahşi yaratıklara dönüştürmesine izin verirsek," diye yazar, "kimse için umut yok demektir." Bütün kötülüklerin ötekinde olduğuna ve kendinde hiç bulunmadığına inanan, kendisi ile düşmanı arasında hiçbir benzerlik görmeyen kişinin kaderinde trajik olarak düşmanına benzemek vardır. Ancak kendindeki kötülüğü fark ederek düşmanıyla benzerliğini keşfeden kişi, gerçek anlamda ondan farklıdır.
Sayfa 224
Louise Kaplan (1978), "[Normalde] annenin varlığı, çocuğunun emniyetle dışarı çıkıp dünyayı keşfettikten sonra limana güvenli bir biçimde geri dönmesini sağlayan sabit bir fener gibidir."
Yalnızlık, kayıptan doğup üzüntü ortaya çıkarırken; Boşluk, yoksunluktan doğup öfkeyi tetikler.
Sayfa 80