İnsanlar, yıllarca ya da sadece birkaç dakikalığına bir araya geldikleri her anda mutlaka bir piramit oluştururlar. Parlaklıkları, kütleleri, yörüngeleri ve Güneş’e olan uzaklıkları nasıl belirli bir düzene göre sıralanıyorsa, insanlar da içlerindeki görünmez bir matematiğe göre kendilerini bir merdivenin basamaklarına yerleştirirler.
Gerçekten de onlarca yıl süren Mısır piramitlerin yapımında çalışan insanların yaşadıkları piramitlerin etrafındaki geçici köylerde yapılan arkeolojik çalışmalar, geniş alanların tüm ömürlerini piramit yapmakla geçirmiş, başka bir yaşam deneyimi ve gerçekliği tanımadan ölmüş insanların mezarıyla dolu olduğunu göstermiştir. Birden fazla kuşak bu amaçla ve bu işin içinde dünyaya gelip ömürlerini bu iş için tamamlamıştı.
"Piramit biçimli anlatının doruk noktasını detektif öyküleri oluşturur; başlangıç noktası da Edgar Allan Poe'nun 1841 yılında basılan Morgue Sokağı Cinayetleri'dir. Dedektif öykülerinde aranan nitelik, doruk noktasına dek gelişen olaylarla gerilimi sürekli arttırıp, doruk noktasını oluşturan olay veya eylemden sonra bomba gibi patlayan ani bir dönüşle tüm gerilimi salıvermek ve öykünün sonuna dek, aldatıcı ve can alıcı her bir ayrıntıyla sorunu çözerek bitirmektir."
Evren küreseldir ve Yer bu evrenin merkezinde hareketsizdir.
Aristoteles fiziğini temele alır.
Sabit Yıldızlar küresi evrenin sonudur.
Görmenin gözden çıkan görsel ışınlar sayesinde gerçekleştiğini söylemiştir. Bu görsel yayılmanın kesikli ve aralıklı bir koni biçiminde değil de kesiksiz ve sürekliliği olan bir piramit biçiminde olduğunu öne sürmüştür. (Ancak bu yorum optikçiler arasında kabul görmemiş ve koni biçimi benimsenmiştir.)