Temelinin her bir köşesi 51 derece, 51 dakika, 14 saniyedir.
Temel çevresinin yüksekliğine oranı Pi sayısının iki katına eşittir: 2 X 3.1415.,
Bu eserin yapımmda kullanılan temel ölçüm birimi 636.66 ram'ye denk gelen "Piramit Kübiti"dir.
Dünyanın merkezinden Kutba /atılan yarı çap Dünyanın merkezinden Kutba uzatılan yarıçap 6357. km'dir Bu da "Piramit Kübitii"n\n 10 milyon katına eşittir.
Dünya ile Güneş arasındaki mesafe ortalama 149.5 milyon kilometredir. Piramidin yüksekliğinin ise 147-149 metredir.
Piramidin temel kenarının uzunluğu 365.25 "Piramit Kii-hiti"dir. Bu da, Dünya'nın Güneş Yılı'nın gün sayışma eşittir.
Büyük Piramit çok sağlam bir kaya yatağının üzerine inşa edilmiştir. Hem bu nedenle, hem de geometrik şeklinden dolayı, çok şiddetli depremlerden bile etkilenmesi mümkün değildir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
π'nin Mısırlılarca verilen yaklaşık değerini kullanışlı kılan bir sebep daha var. Piramitlerin uzaylılar tarafından inşa edildiği fikrini savunanların bazıları, (sanırım Mısırlıların bunu kendi başına yapamayacak kadar aptal oldukları gerekçesiyle) Büyük Piramit'in çevresini yüksekliğine bölerseniz, 2π'ye yakın bir şey elde edeceğinize dikkat çektiler. Buradan vardıkları sonuç ise ileri seviyede bir medeniyetin işe dahil olması gerektiğiydi.
"Şu an en çok ne yapmak istiyorum biliyor musun? Piramit gibi yüksek bir yere tırmanmayı. Olabildiğince yüksek bir yere. Çevremi açık seçik görebileceğim kadar yükseğe. En tepeden etrafa bakıp tüm manzarayı görmek ve kendi gözlerimle görüp dünyada nelerin kaybolduğundan emin olmak istiyorum. Acaba bu nasıl olurdu? Bilmiyorum. Aslında böyle bir şeyi görmek istemiyor da olabilirim. Belki de hiçbir şey görmek istemiyorumdur artık."
Hegel'in göstergebiliminin Platon'dan ilham aldığını göstermek için Derrida'nın fazla çaba sarf etmesine gerek yok. İşaretlerin/imlerin bir anlamı varsa bu, tinsel yanlarının bir bedende ikamet eden bir ruha benzemesinden ya da Derrida'nın açıklayıcı bir dikkatle ifade ettiği üzere, bir bedende "çökelmesinden ötürüdür. İmleyenin eylemsiz bedeni, imlenenin yöneli miyle canlandırılır, deyim yerindeyse. Bu canlandırma yine de katı bir sınırla belirlenir çünkü içinde yaşayan bir ruh mevcut olsa bile, böyle bir im telafi edilemez biçimde ölü kalır. İm, yaşayanın doğrudan ölüyle karşılaştığı, ama ölünün ölü olmayı, yaşayanın da -çürümüş bir biçimde, yani ölüm sonrası bir ruh gibi de olsa- yaşamayı bırakmadığı bir mekandır. O zaman, imlenenler ölü imleyendeki definlerinin ardından ölümsüz ruhlar olurlar; fakat ölülükleri ruhun zaferine tanıklık eder, bu da ruhun yabacıdaki mevcudiyeti yoluyla dışsal mad-deye üstünlüğünü ortaya koyar.
Böylece, bilindik soma/sema şeması geri gelir: Beden, Platonculuğun ebedi nakaratına uygun olarak, ruhun mezarıdır. Ama imler ölümsüzleştirilmiş yaşayan ruhların ikamet ettiği anıtlarsa firavun mezarı -piramit- bütün imlerin imi olarak görülebilir. O zaman göstergebilim, belli bir açıdan, yalnızca genel piramit bilimi olarak mümkün kılınacak; her ansiklopedi, sonsuza dek yaşayan imlenenlerin korunduğu yazılı imlerle birlikte sözlü piramit caddelerinden başka bir şey içermeyip her bir girdiyle kabuğunun üzerine gömülü nefesin egemenliğine şahitlik edecektir. Hegel'e göre her im, "yabancı bir ruhun nakledildiği ve korunduğu piramit"tir . Buradaki belirleyici yön şu ki Hegel, daha sonra Saussure'ün alametifarikası olacak imlerin nedensizliği doktrinini ileri sürmekle kalmıyor; bu doktrin felsefi bir motivasyonla donanı-yor çünkü tinin özgürlüğü