1947 yılında Karlsruhe’te doğdu. Lisans öğrenimini Münih Üniversitesi'nde tamamladıktan sonra Hamburg Üniversitesi'nde doktora yaptı. Ardından Karlsruhe'ye dönüp 1992'de, halen devam ettiği Mochschule für Gestaltfung'da Felsefe ve Estetik Kürsüsü'nde göreve başladı. Temmuz 1999'da Heidegger'e adanmış bir kollokyumda, Louis Althusser ve Claude Lévi-Strauss'un “Hümanizmin sonunun geldiği”ne ilişkin “felsefe”lerinin devamı niteliğindeki düşüncelerini dile getirmesi skandala neden oldu. Sloterdijk, Nazizmin sempatizanı olduğu yolundaki eleştirilere karşılık, yalnızca çağının problemlerine eğildiğini açıklayan ve modern insanın artık hiçbir ideolojiden nasiplenemeyeceğini düşünen bir filozoftur.
Eğer Freud’un Yahudi kimliğinin gizli inşası hakkındaki düşünceleri mantıksal sonuçlarına kadar götürülürse,çıkışın geri döndürülemez etkisi aşikâr olur:Mısır’dan çıkış, Freud a göre, Musa’yı takip eden Yahudileri, isteseler bile, hiçbir şart altında önceki algılarına geri dönemeyecek hetero-Mısırlı bir halk olarak şekillendirdi.Başkanın silinmez izi, yeni programlar tarafından ne kadar gizlenmiş ve örtülmüş olursa olsun, (Yahudinin) kendi Özgül varlığının en içsel kısmına kalıcı şekilde basılmıştır. Bu damga o kadar derindir ki, kendi Özgüllüğü içinde en özgül olan şeyin işareti yabancılardan ödünç alınmıştır: Sünnet, Freud’un yılmadan iddia ettiği üzere, gerçekten seçilmişliğe işaret ediyorsa da,
bu sembol göçmen bir halk olan Yahudilerin gelecekte kendilerini ne pahasına olursa olsun ayırmak için çabalayacakları
kişilerden ödünç alınmıştır.