Aşk mı ? Anlatı mı ?
Sevgi neredeyse kozmik bir boyuta ulaşmış.“Her şeyimsin”, “seni kendimden ayırt edemiyorum”, “bir zerre eksilsen bomboş kalırım” gibi cümleler, insanı sarsacak ölçüde güçlü ancak bu güç, metnin içinde ilerledikçe hayranlıktan çok huzursuzluk üretmeye başladı. Bunun sebebi kesinlikle samimiyetsizlik ya da başka bir şeyle alaylı değil bu tamamen Nazım Hikmet'in kendi sevgisini fazla merkezi ve tek yönlü kurmasından dolayı. Nazım, Piraye’yi sever; fakat bu sevgi çoğu zaman Piraye’nin özne olarak varlığından çok, Nazım’ın varoluşsal ihtiyacına cevap veren bir konumda şekillenir. Piraye, mektuplarda bir insan olmaktan ziyade, Nazım’ın tutunma noktası hâline gelir. Nazım bütün bir hayattan izole yaşamdayken kullanabileceği tek araç dilin kendisidir.Yazmak, sevmekle eşdeğer olur. Ancak bu eşdeğerlik tehlikelidir; çünkü söylenmeyen, yazılmayan, sessiz kalan sevgi değersizleşir. Piraye’nin bakışı, sabrı, bekleyişi — yani sözsüz aşk biçimleri — Nazım’ın dil merkezli aşk anlayışı içinde yeterince tanınmaz. Bu noktada ilişki eşitsizleşir. Nazım, Piraye’den sadece sevilmeyi değil, kendi varlığını ayakta tutacak biçimde sevilmeyi ister. “Sensiz yok olurum” cümlesi romantik olduğu kadar yüklüdür; çünkü sevilen kişiye, farkında olunmadan bir sorumluluk yükler. Piraye artık yalnızca sevilen değil, Nazım’ın varoluşunun teminatıdır. Aşk, bu mektuplarda bir hâl olmaktan çıkmış ve sürekli dile getirilen, teyit edilen, merkezde tutulan bir söyleme dönüşmüş. Oysa aşk gibi kudretli olduğu varsayılan bir duygunun (ki duygu olduğundan emin değilim) , bu denli sık ve mutlak ifadelerle taşınması, bende bir eksilme hissi yaratıyor. Nazım, Piraye’yi bir roman yazarı gibi kurgulamaz belki; ama kendi hayat anlatısında Piraye’nin nasıl durması gerekiyorsa, onu öyle yazar. Piraye’nin
Duygu ve Düşünce
“Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey…”
Zamanda yolculuk yapıp seninle aynı masaya otursam… Bir fincan kahvenin kokusunda saatlerce şiirlerden, Vera’dan, Piraye’den; henüz gidilmemiş olan en güzel denizlerden konuşsak. Bu çağın çürümüşlüğüne inat, yine de bir ağaç gibi tek ve hür yaşamayı hatırlatsan… İyi ki yazdın Nazım, iyi ki bıraktın bu sesi bize. Nazım Hikmet Ran
1000Kitap
Reklam
Nazım pirayeden binlerce kez özür diledi'.. Piraye affetmedi'.. Çünkü aşk sadakati asla yenemezdi..
İnsan ve Duyguları
Nazım pirayeden binlerce kez özür diledi'.. Piraye affetmedi'.. Çünkü aşk sadakati asla yenemezdi..
Alıntı
Nazım pirayeden binlerce kez özür diledi'.. Piraye affetmedi'.. Çünkü aşk sadakati asla yenemezdi..
Alıntı
Diyarbakıra gelmişken Diyarbakırı güzel şekilde anlatan Piraye romanını okumadan gitmeyelim. Canan Tan’ın Piraye romanı dili gayet sade, fazlası ile akıcı ve sürükleyici bir romandır. Herkesin okumasını tavsiye ediyorum.☺️ Piraye – Canan Tan🇹🇷 Piraye Dişçi bir babanın en küçük kızıdır. Babası Nazım Hikmet hayranıdır ve bu yüzden Nazım Hikmet’in eşi Hatice Piraye’den esinlenerek iki kızına Hatice ve Piraye adını vermiştir. Piraye sanata düşkün, vicdanlı, güçlü, idealist ve hayata karşı duruşu olan bir üniversite öğrencisidir. İzmir’e üniversite okumaya gelir ve burada hayatının aşkı olan Diyarbakır’da yaşayan bir ailenin oğlu olan Haşim ile tanışır. Haşim, özgürlükçü, sanatla ilgilenen, modern ve entelektüel bir gençtir. İlişkileri tutkulu bir aşka dönüşür. Fakat bu aşk, zamanla zorlu bir sınavdan geçecektir. Piraye ve Haşim evlenirler. Ancak evliliklerinin ardından Haşim’in ailesinin geleneksel yapısı, özellikle kayınvalidesi, Piraye üzerinde ciddi baskılar kurar. Haşim’in ailesinin Doğu kültürüne sıkı sıkıya bağlı yapısı ile Piraye’nin daha modern ve özgürlükçü bakış açısı arasında büyük çatışmalar baş gösterir. Başlangıçta Haşim, Piraye’yi savunur gibi görünse de zamanla ailesinin etkisi altına girer. Piraye, aşkı için büyük fedakârlıklarda bulunur ama gördüğü baskı ve yaşadığı hayal kırıklıkları onu derin bir sorgulama sürecine iter. Haşim’in ihaneti bu süreci daha da derinleştirir. “Piraye”, aşkın her zaman her şeyi çözemeyeceğini, bireyin kendi benliğini ve özgürlüğünü koruması gerektiğini vurgulayan etkileyici bir romandır. Duygusal yönü kuvvetli olan bu roman, özellikle kadınların toplumdaki yeri üzerine düşündürür. #kitap #book #books #bookworm #kesfetteyiz
Reklam
Reklam