"Vaktiyle kitapları yakarlardı," dedim alçak sesle.
"Kim?"
"Boş ver."
"Kim?" dedi tekrar. "Kim ne diye kitap yakar ki?"
"Kötü insanlar," dedim. "Ölüp gittiler. Yani, en azından çoğu. Kitaplardan korkuyorlardı. Fikirlerden korkuyorlardı. Hakikatlerden korkuyorlardı. Hâlâ da korkan insanlar var. İşler pek de değişmiyor.
Henüz alışkanlıklarımızı kirli bir gömlek gibi çıkarıp atabilecek olgunluğa erişemediğimiz için ömrümüzü, kendi hırsımızın bizden bağımsız olarak çizdiği bir daire içinde koşturarak tamamlayacağız...
Hayat kudurmuşcasına akan bir ırmağa benzer, insanoğlu ise bu ırmağın azgın sularında yolculuk yapan bir dal parçasına. Bu yolculukta değişmeyen iki olgu vardır; ilki yalnız olduğun, ikincisi ise ne kadar uzun sürse de yolculuğunun ölümle sınırlı olması...