..o sırada baktım odanın nehir yatağından getirilmiş ince kumlarla kaplı zemininde tabaklanmış Koç postundan bir şilte,içi lif dolu keten bezinden bir yatak,yorgan yerine de Yemen işi sırmalı kadife bir kumaş mevcuttu.Üzerlerine örttükleri vakit başlarına çekseler ayakları,ayaklarını örtseler başları açıkta kalacak kadar kısa bir kumaştı.Bir köşede içi hurma lifleriyle doldurulmuş deri bir yastıkla iki kırlent duruyordu.Duvarda bir su kırbasıyla bir elek asılı,un elde etmek için iki adet el değirmeni,silmek için bir bez parçası ve Fâtıma için iki urba.
Ve Ali’yi bu çeyize şükrederken buldum...
“Zengin eşya olmasa da keder değil” diyordu “Dünyanın biricik hazinesine kavuştum”
İlahi! Kudretin her şeye kâdirdir kıyamet gününde bedenimi öyle büyüt öyle büyüt ki cehennemi baştan başa ben kaplayayım ve orada başka hiçbir kuluna yer kalmasın..