"Gözlerin dili varsa, budalalar bile ona deli gibi aşık olduğumu kestirebilirdi"
"Ölümünden bir yıl önce bitirdiği Uğultulu Tepeler’deki karakterlerin yalnızca hayal ürünü kişiler olmadığı, Brontë’nin çevresindeki gerçek kişilerden derin izler taşıdığı da bir gerçektir"
Ah gözü kör eden aşk!
Ama nasıl bir aşk, sevginin takıntıya, kırgınlığın yıkıma dönüştüğü bencilce bir aşk
İntikam planları, zulüm ve bitmek bilmeyen psikolojik şiddet...
Kocaman bir hiçlik, heba olmuş ömürler ve sönen bir intikam ateşi
Kitap o kadar güzeldi ki, anlatmak istediği her şey son sayfalardaydı bence. Her şeyin boş olduğu, intikam ateşiyle yanıp tutuşmanın kendini yeyip bitirmekten başka işe yaramadığı öyle güzel aktarılmış ki hayran kaldım
Kızdığım bir çok kişiye sonradan üzüldüm özellikle Heathcliff'e, hayatını kendine ve herkese zehir etti. Sadece etrafındakileri yıkmak için yaşadı, planlar yaptı, mülkleri ele geçirdi ama....
Hırsını, yeme içmeyi, hatta nefret etmeyi bile bırakacak kadar tüketti. İntikam ateşi aslında en çok kendini yakıp kül etti. Ama onu bir canavara dönüştüren de çocukken gördüğü dışlanma, aşağılanma ve sevgisizlikti
"Ne hüzün verici bir sonuç, değil mi? O kadar canla başla çalıştıklarımı boşa çıkaran bir son, değil mi? Bu iki aileyi kökünden kazımak için elimden geleni ardına koymuyorum, bir Herkül gücüyle çalışıyorum, sonra da her şey hazır, her şey benim elimdeyken, bakıyorum birden hiçbir şey yapma isteği kalmamış içimde"
Kapak ve konusu bana fantastik bir hikâye okuyacakmışım gibi hissettirmişti ama okurken daha çok mafya temalı bir romantik kurgu okuduğumu düşündüm. Kötü adam, onun asistanı, aile travmaları, geçmişten gelen yaralar ve çeşitli planlar derken hikâye ilerledi. Bazı sahnelerde gerçekten güldüm, kitabın mizahını sevdim ama benim için tek başına yeterli olmadı. Kötü değildi, sıkılmadan okudum fakat beğenemedim maalesef.
Onu yıllar boyu ayakta tutan, hayatın hep doğru tarafında kalmasını sağlayan işte o anlardı. Bir pencerenin açılıp hayatın sadece o ikisi için fırsatlar sunduğu anlar, birlikte planlar yaptıkları, yapacakları her şeyi heyecanla fısıldadıkları, kaçışın yaklaştığı anlar.