Puan vermedi·448 syf.··
2026 45. kitabı
Çok küçük yaşlarda yetiştirme yurdunda kaldıkları dönemde "Öcü" adındaki biri tarafından damgalanan 30 çocuğun hikayesiyle başlıyor Yaralasar. Aradan geçen 20 yılın ardından Öcü yeniden ortaya çıkıyor ve kendi yarasalarını tek tek avlamaya başlıyor. Tam bu sırada cezaevinde olan Sedef, süresi bitmemesine rağmen aniden tahliye ediliyor. Öcü’yü durdurmak isteyen gizli bir örgütten iş birliği teklifi alan Sedef bu teklifi kabul ediyor. Üstelik geçmişte yurtta çok yakın olduğu arkadaşlarıyla birlikte bu yola çıkıyor ancak o anda henüz hiçbiri birbirini tanımıyor.Kitabın konusu bana ilk andan itibaren gerçekten çok ilgi çekici gelmişti, okumamın en büyük sebebi kesinlikle buydu Maral Atmaca’nın kalemini de çok merak ediyordum ve iyi ki tanışmışım. Kitap o kadar sürükleyici ki kendimi hiç tutamadım, şu anda serinin 3. kitabını okuyorum bile Hikayede Sedef, hayatta kalabilmek için başka bir kimlikle yaşamak zorunda. Kendi içindeki o masum Sedef'i korumak için kendini hep "Yankı" olarak tanıtıyor. Karakterlerin yaşamak zorunda kaldığı şeyler gerçekten çok kötü ve sarsıcıydı. Özellikle Yankı’nın geçmişte çöpten bayat ekmek yemek zorunda kaldığı o sahneleri okurken içim parçalandı Her ne kadar biz şu an bir kitapta okuyor olsak da gerçek hayatta da maalesef bu durumları yaşayan insanların olduğunu bilmek insanı çok derinden yaralıyor Kitapta favori karakterlerim Alaz ve Sedef dışında kesinlikle Kuzey oldu. Sedef geçmişe dair her şeyi tam hatırlamasa da çocuk yaşta birbirlerine verdikleri sözler ve şimdi farkında olmadan bile sürekli birbirlerinin yanında olup yardımcı olmaları çok tatlıydı Kuzey’in o korumacı, abi gibi yaklaşan tavrı içimi ısıttı Alaz’a gelirsek zekasına gerçekten hayran kaldım. Öcü’yü bulmak için yaptığı o titiz planlar ve stratejileri inanılmaz
Yaralasar - 1Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 202113,2bin okunma
Puan vermedi
“Hayat, siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir.” Bayıldığım bir söz. Hatta hayat mottom diyebilirim. Ne yazık ki iyi olacağına inanarak verdiğimiz kararlar bazen bizi hiç beklemediğimiz bir mutsuzluğun içine sürükleyebiliyor. Hayatımıza olumlu bir yön vermeye çalışırken, bir bakmışız 81 yaşında, yalnız ve mutsuz bir ihtiyar olarak ömrümüzün sonuna gelmişiz. Matt Haig, Gece Yarısı Kütüphanesi’nde kurduğu paralel evren fikrini bu kez farklı bir bakış açısıyla Gece Yarısı Treni’nde okurun karşısına çıkarıyor. Hayata veda eden Wilbur, sonsuzluğa ulaşmadan önce bir trenin vagonundan kendi yaşamını yeniden izliyor. Pişmanlıklar, başarısızlıklar, ölümler, acılar, yas, aşk ve dostluk… İnsana dair ne varsa sayfalar boyunca iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Yazar, bu hikâyeyle yaşamı boyunca kitaplar okumuş bir insanın başka hayatlara tanık olmasının, farklı dünyalara yolculuk etmesinin ve her hikâyenin insana yeni bir pencere açmasının önemini güçlü bir şekilde vurguluyor. Geçmişte verdiğimiz tek bir karar gerçekten bütün hayatımızı değiştirebilir mi? Elbette değiştirebilir. Peki, yaşanmış bir geçmişi düzeltmek mümkün mü? İşte bu roman tam da bu sorunun peşinden gidiyor. Bu kitap bana bir kez daha hatırlattı ki hayat, keşke’lerle değil, bugünkü seçimlerimizle şekilleniyor. Geçmişi değiştiremeyiz ama bugünü yaşayış biçimimiz, yarının hatırası olacaktır. “Ölmek bir an sürüyor ama yaşamayı öğrenebilmek için bir ömür harcıyorsun.”
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026382 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·142 syf.··
2026 41. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 13:50
Herkesin bildiği gibi; Türk edebiyatının ilk edebi romanı kabul edilen romanı İntibah’tır. "İntibah" kelime anlamı olarak "Uyanış" demektir. Hikaye, iyi eğitim almış, zengin ancak hayatı ve insanları tanımayan Ali Bey etrafında dönüyor.. kitabı spoilersiz anlatamayacağım ️Spoiler️ Ali Bey, Çamlıca’da gezerken Mahpeyker adında büyüleyici bir kadınla tanışır ve ona sırılsıklam aşık olur. Ancak Mahpeyker, hafifmeşrep, birçok erkekle ilişkisi olan ve Ali Bey’in saf duygularını suistimal eden bir kadındır. Ali Bey'in annesi Fatma Hanım, oğlunu bu kadından kurtarmak için eve Dilaşub adında dünya güzeli, temiz bir cariye satın alır. Ali Bey başta Dilaşub’a yüz vermese de zamanla Mahpeyker’in gerçek yüzünü öğrenir. Yıkılan Ali Bey, Mahpeyker’i terk edip evdeki Dilaşub’a yönelir ve onunla evlenmeye karar verir. Bunu gururuna yediremeyen Mahpeyker, korkunç bir intikam planı hazırlar. Çeşitli entrikalarla Dilaşub’a iftira atar; onun evden kaçtığını ve başka erkeklerle düşüp kalktığı yalanını yayar. Ali Bey bu iftiraya inanır, Dilaşub'u evden kovar ve kahrolup kendini içkiye, kumara verir. Bütün servetini kaybeder, annesi Fatma Hanım ise kahrından ölür. Evden kovulan Dilaşub, esirciler vasıtasıyla Mahpeyker’in eline düşer. Mahpeyker’in asıl amacı Ali Bey'i tamamen yok etmektir. Ali Bey’i Üsküdar’daki bağ evine çağırtıp orada kiralık katillerine öldürtmeyi planlar. Dilaşub bu korkunç planı duyar. O gece, Ali Bey eve geldiğinde Dilaşub onu uyarır. Ali Bey'in kaçmasını sağlamak için onun paltosunu giyip yatağına uzanır. Karanlıkta odaya giren katiller, yatakta Ali Bey'in yattığını sanarak Dilaşub’u bıçaklayarak öldürürler. Durumu fark eden Ali Bey geri döner, Dilaşub’un cansız bedenini görünce çılgına döner ve mutfaktan aldığı bıçakla Mahpeyker’i orada öldürür. Olay yerine gelen
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,2bin okunma
8/10
·240 syf.··
2026 47. kitabı
pan sokağı çocukları sizi huzurla saran bir evren içerisine sokuyor. kitabın ilk yarısında daha çok gündelik şeyler olurken yani aman aman ilgi çekici bir olay olmazken kitabın ikinci yarısı ile başlayan savaş hazırlıkları ve savaş sürecini okumak çok zevkliydi. Bu yüzden ben kitabın özellikle sonlarına doğru çok daha keyifli okudum. Savaş hazırlıkları planlar derken resmen asker evcililiği gibi bir şey oynuyorlar çocuklar bir yazar öyle güzel anlatmış ki siz de bu oyuna dahil oluyorsunuz. Özellikle son 40 sayfası falan benim için çok etkileyici ve duygusaldı. İlk hastalandığında nemescek başına böyle bir şey geleceğini tahmin etmiştim ama kondurmak da istemedim ama ne yazık ki sonuç böyle olunca gözyaşlarını tutamadım okurken. çok güzel ve okuması huzurlu bir kitaptı. kesinlikle öneriyorum
Pal Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Yapı Kredi Yayınları · 202536,3bin okunma
Selam :)
10/10
·176 syf.··
2026 32. kitabı
Of of kitap acayip iyi ilerliyor ve ben onları okumak için sabırsızlanıyorum. Lana intikamını almak için çok iyi ilerliyor. Ve yaptığı planlar mükemmel. Ve ben daha ne yapacağını merak ediyorum. Sırlar ortaya çıktıkça işler daha da çıkmaza giriyor. Bu da kitabın gidişatını acayip heyecanlı yapıyor. Kitap sizi sürükledikçe sürüklüyor. Adeta içine çekiyor. Resmen gerilim filminin içinde gibi hissediyorsunuz. Ve ben diğer kitabını okumaya gidiyorum...
1000Kitap
Mindf*ck 3: Kızıl MelekS. T. Abby · Artemis Yayınları · 202665 okunma
Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Puan vermedi·216 syf.··
2026 5. kitabı
Bu kitapta bazı gerçekleri çok net görüyorsunuz: Ne kadar yetenekli, ne kadar çoğunlukta olursanız olun, bir kere korkuya esir düştüğünüzde esaretinizin ilk günü başlamış oluyor. Ve o esareti bitirmek hiç de kolay olmuyor. Kitaptaki karıncalar da korkuya esir olmuşlardı. Sarı karıncalar ise bencilliklerinin esiriydi; yani herkesin farklı bir esareti vardı. Filler Sultanı pek akıllı olmasa dahi bu esaretleri ve zaafları çok iyi kullandı. Kıçını ağaca sürterek oturduğu yerden kendine saraylar, tahtlar yaptırdı; karıncaları gün geldi açlıkla tehdit etti. Aslında içten içe Filler Sultanı'nın da çok korktuğu bir şey vardı: Esirlerini kaybetme korkusu. Ona baş kaldıran sadece 1 kişiydi, o da Kırmızı Sakallı Topal Karınca'ydı. Koskoca filler, evet, bu tek bir karıncadan öyle bir korktu ki, sırf bu yüzden kırmızı karıncaların hepsini katletti. İşte korku böyle bir şey; içinize bir girdi mi sizi yer bitirir. Bu kitapta gördüğümüz gibi, savaşın kazananı olmaz, sadece kayıplar yaşanır. Kazanan, kimin daha az kayıp verdiğiyle ilgilidir. Filler Sultanı dünyada tahtlar, saraylar yaptırınca bu sefer başka bir duygunun esiri oldu: Yok olma ihtimali. Bu yüzden ölümsüzlüğü bulmak istedi. Bir yanda o ölümsüzlüğü ararken, diğer yanda Kırmızı Sakallı Topal Karınca kara kara bu esareti bitirmek için planlar yapıyordu. İnanç öyle bir şey ki, karıncaya fili yendirir. Herkese Güvenilmez Fillere yardım edenler yine karınca türüydü. Kırmızı Sakallı’yı yakalatıp öldürmeye çalışanlar da onlardı. Birine bir şeyi 40 kere söylerseniz gerçeklik algısını kaybeder. Filler Sultanı karıncalara "Siz fil soyundansınız, fil olacaksınız" deyip inandırmıştı. Sonra pişman oldu ama iş işten geçmişti. Tek başınıza dünya değişir. Önce sen değiş, sonra etrafın değişir, sonra bir bakmışsın dünya değişmiş.
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202515,7bin okunma