“Nereden bildiğimi söyleyemem, ama biliyorum. Tanıştığımızda sana ilk sorduğum soruyu hatırlıyor musun?”
“Evet, deliliği bilip bilmediğimi sormuştun.”
“Çok doğru. Bu kez sana öykü anlatamayacağım. Deli olmak, düşüncelerini iletmekten aciz olmak demek. Sanki yabancı bir ülkedesin, çevrede olup biten her şeyi görüyor, anlıyorsun, ama istediğini anlatmaktan, dolayısıyla da yardım bulmaktan umutsuzsun, çünkü orada konuşulan dili bilmiyor, anlamıyorsun”
“Hepimiz hissetmişizdir bunu.”
“Hepimiz şu ya da bu biçimde deliyiz zaten.”
Kitapta geçen bu konuşmayı çok beğendim. İnsanlar çoğu zaman deli damgası yemekten veya başka şeyler yüzünden hayatını istediği gibi yaşayamaz, istediği gibi yaşayanlar da zaten çoktan “Deli bu!” gibi adlandırılmıştır. Peki neden hayatımızı o ya da bu için yaşıyoruz?. Neden istediğimiz gibi olmuyoruz?.Olan herkes deli damgası yemedi mi? Belki de insanlar kendileri gibi olmayan insanları garipler. Kimi normal davrandığı için delidir, kimi de istediği gibi davrandığı için. Öyle ya da böyle bir biçimde deliyiz!