Huzura geldiği zaman amel defteri bembeyaz bir yazıyla yazılmış olarak önüne konulur. Defterin kendisi de bembeyazdır. Kitabın ön kısmında kötülükleri, son kısmında iyilikleri yazılıdır.
Önce kötülüklerini okumaya başlar. Okudukça rengi atar, sararır, kızarır. Kitabın sonuna gelince şu yazıyı okur:
“İşte bunlar senin kötülüklerindir. Fakat hepsi de affedilmiştir.”
Bunu okuyunca çok sevinir. Sonra kitabın sayfalarını çevirir ve iyiliklerini okumaya başlar. Okudukça sevinci daha da artar. İyiliklerini okumayı bitirdiği zaman en son şu cümleyi okur:
“İşte bunlar yaptığın güzel işler. Hepsinin sevabı kat kat arttırılmıştır.”
Sevinçten yüzü bembeyaz parlar. Sonra başına bir taç giydirilir. Üzerine ipek bir elbise giydirilir. Bu elbise bütün azalarını kaplar. Boyu 60 arşın uzatılır; yani Hazreti Âdem (a.s)’ın boyu kadar olur.
Sonra, “Hadi şimdi dostlarının yanına git ve bu güzellikleri anlat” denilir.
Bu adam, bu halde dostlarının yanına gelir ve “Ben kimim, bilin bakalım” der. Onlar, “Allah senden razı olsun. Bir yerden tanıyor gibiyiz ama sahi sen kimsin?” derler.
Adam, “Ben falanım. Falanın oğluyum. Tanımadınız mı? Allah beni size müjde vermem için gönderdi” der.
“Amel defteri sağından verilenler (tanıdıklarına), ‘Alın, okuyun kitabımı. Ben gerçekten (zor) bir hesaba çekileceğimi sanmıştım’ der.” (Hakka 19-20)
“İşte bu insan, cennetin en güzel yerinde güzel bir hayat sürecektir. Orada dallarından sarkan meyveler vardır. Onlara, ‘Hadi yiyin, için. Helali hoş olsun. Rahat olun. İşte bu geçmişte yaptıklarınızın karşılığıdır’ denilir.” (Hakka 21-24)