Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadisinde buyuruyor ki:
"Sizden biriniz maruftan hiçbir şeyi küçük görmesin. Eğer hiçbir şey bulamıyorsa kardeşine güler yüz göstersin." (Muslim,2629)
Hiçbir şeyi küçük görmeyin. (Elinizde) Her ne iyilik varsa onu değersiz görmeyin, çünkü her iyilik önemlidir. Belki de bu küçük iyilik hesap gününde sizin için bir fark oluşturacak ve cehennem ateşi ile cennet arasındaki ayırıcı kriter olacak. Belki de yaptığınız ve kendisine de önem atfetmediğiniz küçük bir amel, terazinizi sizin lehinize ağır bastıracaktır.
Bu dersi Ebu Zer (radıyallahu anh)'ın kıssasından nasıl çıkardık?
Ebu Zer (radıyallahu anh) çok az şey öğrendi ve gidip yaptığı tek şey ise mesajı yaymak oldu. Belki de o bu küçük gayretin Gıfar ve Eslem kabilelerinin tamamının Müslüman olmasıyla sonuçlanacağını tahmin bile etmemişti! Belki de o sadece birkaç grubu, akrabalarından birkaç kişiyi ikna edebileceğini düşündü fakat bu işin sonunda meyvesi, iki büyük kabilenin Müslüman olması oldu; belki de Ebu Zer (radıyallahu anh) bunu hiç düşünmemişti. Fakat sen bir tohum atarsın, onu yeşertecek azze ve celle'dir.
Şüpheli olanla kesin olan çatıştığında, kesin olan alınmalıdır. Bu, Mecelle'deki fıkhî kaidelerin ikincisi olan şu hükme dayanmaktadır:
"Kesin olan, şek (şüphe) ile gitmez."
Hutbe esnasında yeni bir durumla karşı karşıya geldiginde (önce) onunla meşgul olur, sonra hutbeye devam ederdi. Bir keresinde hutbe okuyordu.
Bu sırada kırmızı gömlekler içinde torunları Hasan ile Hüseyin tökezleye
tökezleye çıkageldiler. Bunun üzerine konuşmasını kesip minberden indi.
Torunlarını kucakladığı gibi minbere geri döndü. Sonra şöyle buyurdu:
"Yüce Allah doğru söyledi: 'Gerçekten mallarınız ve çocuklarınız sadece fitnedir.’ Gömlekleri içinde şu ikisinin tökezleye tökezleye geldiklerini
gördüm, dayanamadım. Hatta konuşmamı kesip onları kucaklayıp taşıdım.”
(Hutbe esnasında) bir kılıca dayanmış olduğuna dair bir haber yoktur. Pek çok cahil kimse, Hz. Peygamber'in (sav) dinin ancak kılıçla kurulduğunu göstermek için minberde iken eline kılıç aldığını sanmaktadır. Bu iki yönden çirkin bir cehalettir:
1 - Bize gelen haberlere göre Hz. Peygamber (s.a.) yay ve sapaya dayanmıştır.
2- Din ancak vahiyle kurulmuştur. Kılıç ise dalalet
ve şirk içinde olanların kökünü kazımak için lazımdır. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) içinde hutbe
okuduğu Peygamber şehri, kılıçla değil , Kur'an'la fetholunmuştur.