İbn Kayyım, hocası İbn Teymiyye (rahimehumullah)'tan söz ederken sabah namazından sonra her gün Şam civarındaki arazilere gidip sadece Allah (azze ve celle)'yi zikretmek için güneş doğana kadar orada oturduğunu söyler. Bir gün kendisine "Neden bunu her gün bir vird olarak yapıyorsun" diye sormuş.
İbn Teymiyye ise "Bu benim kahvaltım; eğer bunu yapmazsam, bedenim beni yarı yolda bırakır" diye karşılık vermiş.
Ebu Musab'ın ulaştığı gerçek şöyle diyor: İnsanlık idrakleri ve düzenleri ile tevhid akidesinden, Allah Subhanehu ve Teâlâ'nın uluhiyet ve rububiyette birlenmesinden uzaklaştı. Bu uzaklaşma, tüm insanlığın yaşadığı sorunların hepsinin gerçek ve baş sebebidir.
Dünyadaki baskın düzen, insanın insana kulluk etmesine dayanıyor.
Bu da tevhid akidesi ile çatışıyor. Zulmü de, köleliği de, hegemonyayı da, servetlerin yağmalanmasını, vatanların gasp edilmesini de üreten bu düzendir. Bunların tümünden kurtulmanın ve tümünün değiştirilmesinin yolu da, kendine inananlara, tüm insanlığın hayatının nasıl olması gerektiği hususunda tam, kapsamlı bir anlayış bahşeden "La İlahe İllallah" anlayışını doğru şekilde anlamaya dayalı tevhid akidesine dönmektir.
Kendine karşı dürüst olmak seni hakikati aramaya itiyor. Hakikati aramak da seni bilince ulaştırıyor. Bilinçli olmanın zirvesi de, inandığına ulaşma yolunda fedakârlıktır.